Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2017/3162 E., 2017/6090 K. sayılı kararında, sanığın mağdura yumrukla vurması sonucu hem yaralama hem de gözlüğün kırılması olayında TCK 44. maddesi nasıl uygulanmıştır? Kararın 'yaralama kastı' ve 'genel güvenliği kasten tehlikeye sokma' suçlarına ilişkin çıkarımı nedir?
Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, sanığın katılana yumrukla vurması sonucu hem yaralama hem de katılanın gözlüğünün kırılması olayında TCK m. 44'ün uygulanması ele alınmıştır. Mahkeme, sanığı kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından ayrı ayrı cezalandırmış, ancak Yargıtay bu kararı bozmuştur. **Yargıtay'ın Değerlendirmesi:** 1. **Fiilin Tekliği:** Sanığın katılana yumruk atması, hukuki anlamda tek bir fiildir. Bu tek fiil, hem yaralama sonucunu doğurmuş hem de gözlüğün kırılmasına neden olmuştur. 2. **Oluşan Farklı Suçlar:** Bu tek fiil, kasten yaralama (TCK m. 86) ve mala zarar verme (TCK m. 151) suçlarının oluşmasına sebebiyet vermiştir. Bunlar TCK m. 44 anlamında 'farklı suçlardır', zira farklı hukuki değerleri korurlar (vücut dokunulmazlığı ve mülkiyet). 3. **TCK m. 44 ve En Ağır Ceza:** TCK m. 44 gereğince, 'işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.' Sanığın eyleminde, kasten yaralama suçu, mala zarar verme suçundan daha ağır cezayı gerektirmektedir. **Kararın 'Yaralama Kastı' ve 'Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokma' Suçlarına İlişkin Çıkarımı:** * **Mala Zarar Verme Kastı Eksikliği:** Kararda, sanığın mala zarar verme kastıyla hareket etmediği, kastının yaralamaya yönelik olduğu örtülü olarak kabul edilmiştir. Zira benzer Yargıtay kararlarında (örn. Yargıtay 4. CD, 2017/412 E., 2017/16470 K.) bu durum açıkça vurgulanır: Eğer mala zarar verme kastı yoksa, mala zarar verme suçu oluşmaz ve fikri içtima da gündeme gelmez. Ancak, bu kararda her iki suçtan mahkumiyetin bozulması, TCK 44'ün doğrudan uygulanmasını işaret eder ki bu da her iki suçun unsurlarının oluştuğu (ve mala zarar verme kastının varlığı) varsayımına dayanır. * **Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokma Suçu:** Karşı oydaki (Yargıtay 8. CD'ye gönderilen) bir başka tartışma ise, sanığın silahla ateş ederek hem yaralama hem de genel güvenliği tehlikeye sokma suçunu işlemesi durumudur. Burada da yine TCK m. 44 uygulanır ve en ağır cezayı gerektiren suç (yaralama) tercih edilir. Yani, genel güvenliği tehlikeye sokma, yaralama fiiliyle birlikte işlenirse, fikri içtima gereği yaralama suçu öncelik kazanır. **Sonuç:** Yargıtay, mahkemenin ayrı ayrı ceza vermesini 'fazla ceza tayini' olarak görmüş ve TCK m. 44 uyarınca sanığın sadece **daha ağır müeyyideye bağlanan kasten yaralama eylemi nedeni ile cezalandırılması gerektiğini** belirtmiştir. Bu karar, fikri içtima ilkesinin fiillerin hukuki tekliği ve suçların farklılığına dayalı uygulamasını teyit etmektedir.