Bir tanığın, HMK m. 261/2 uyarınca sözü kesilmeden dinlenmesi ilkesi, hakimin HMK m. 261/3'teki soru sorma yetkisiyle nasıl bir bütünlük oluşturur? Bu iki fıkranın amacı arasındaki ilişkiyi analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25744

Bu iki fıkra, tanık dinleme usulünde birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan iki aşamayı düzenler. HMK m. 261/2, tanığın ilk anlatım aşamasına ilişkindir. Bu aşamada tanığın, bildiklerini kendi düşünce akışı içinde, müdahale olmadan, bir bütün olarak sunması amaçlanır. Bu, olayın en saf ve yönlendirilmemiş halinin ortaya çıkmasını sağlar. Tanığın bu ilk anlatımı tamamlandıktan sonra, HMK m. 261/3 ile düzenlenen ikinci aşama başlar. Bu aşamada hakim, ilk anlatımda belirsiz, eksik veya çelişkili kalan noktaları aydınlatmak amacıyla devreye girer. Dolayısıyla, 2. fıkra tanığın özgürce anlatımını güvence altına alırken, 3. fıkra bu anlatımın hukuki açıdan net ve anlaşılır hale getirilmesini sağlar. Biri olmadan diğeri eksik kalır; biri tanığın hakkını, diğeri mahkemenin davayı aydınlatma ödevini temsil eder.