Bir anonim şirket yönetim kurulu üyesinin, şirketin malvarlığını azaltıcı nitelikteki eylemleri nedeniyle TCK m. 155/2 (hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma) suçundan sorumlu tutulması, bu kişinin aynı zamanda 'ticaret veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında işlenen dolandırıcılık' (TCK 158/1-h) suçundan da sorumlu tutulmasını engeller mi? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, 'kastın oluşma anı' ve 'hileli davranışların zamanlaması' kriterleriyle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #257435

Anonim şirket yönetim kurulu üyesinin şirketin malvarlığını azaltıcı eylemleri, hem güveni kötüye kullanma hem de dolandırıcılık suçlarının gündeme gelmesine neden olabilir. Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/215 E., 2018/371 K. sayılı kararı, bu iki suç arasındaki ilişkiyi 'kastın oluşma anı' ve 'hileli davranışların zamanlaması' kriterleriyle açıklayarak, TCK m. 155/2'nin TCK m. 158/1-h'yi engellediği durumları belirtmiştir. **Yargıtay'ın Yaklaşımı:** 1. **Güveni Kötüye Kullanma Temeli:** Yönetim kurulu üyeleri ile şirket tüzel kişiliği arasındaki ilişki hizmet veya vekalet ilişkisi kapsamındadır. Bu ilişki gereği, şirket malvarlığı yönetim kurulu üyelerine 'tevdi' edilmiştir. Sanıkların, kendilerine bırakılan şirket malvarlığını korumak ve ana sözleşmedeki amaca uygun kullanmakla yükümlü olmalarına rağmen, bu amaca aykırı tasarruflarda bulunmaları TCK m. 155/2'yi oluşturur. 2. **Kastın Oluşma Anı ve Hileli Davranışların Zamanlaması:** * **Güveni Kötüye Kullanma:** Bu suçta, suç işleme kastı **sonradan oluşur**. Yani, şirket malvarlığı hukuka uygun olarak sanıklara devredildikten (tevdi edildikten) sonra, sanıklar bu mal üzerinde tevdi amacına aykırı tasarrufta bulunmaya karar verirler. Bu tasarrufların ortaya çıkmaması için sonradan gerçekleştirilen hileli davranışlar (örn. sahte belge düzenleme), eylemi dolandırıcılığa dönüştürmez. * **Dolandırıcılık (TCK m. 158/1-h):** Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için hileli davranışların **haksız menfaatin elde edilmesinden önce sergilenmesi** gerekir. Hile, mağdurun iradesini sakatlayarak malı teslim etmesini sağlamalıdır. TCK m. 158/1-h'deki nitelikli hal, tacir veya şirket yöneticilerinin ticari faaliyetleri sırasında işledikleri dolandırıcılığı kapsar, ancak bu suçta da hileli davranışın menfaat elde edilmeden önce var olması esastır. **Sonuç:** Yargıtay kararı, şirket yönetiminde bulunan sanıkların, hizmet ilişkisi nedeniyle kendilerine bağlı bulundukları şirket aleyhine hizmet ilişkisiyle bağdaşmayan tasarruflar yapmak suretiyle menfaat elde etmeleri şeklinde gerçekleşen eylemlerinin bir bütün halinde **TCK m. 155/2'de düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu** kabul etmiştir. Zira, sanıkların gerçekleştirdikleri hileli davranışlar (örn. hisselerin eksiltilmesi, hazırun cetvelinin sahte olduğuna yönelik iddia olmaması), menfaat elde edildikten sonra (yani tevdi amacına aykırı tasarruftan sonra) ortaya çıktığı için dolandırıcılığın unsurlarını karşılamamıştır. Bu durum, TCK m. 155/2'nin TCK m. 158/1-h'nin uygulanmasını engellediği bir örnektir, çünkü kastın oluşma anı ve hilenin zamanlaması farklıdır.