TCK 155. maddesindeki güveni kötüye kullanma suçunda 'malik' kavramının önemi nedir? Özellikle Medeni Kanun'un 974. maddesindeki asli ve fer'i zilyetlik ayrımı bu suçun oluşumu için nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #257432

Güveni kötüye kullanma suçunda (TCK m. 155), **malikin kimliği** ve **zilyetlik kavramı** suçun oluşumu açısından hayati öneme sahiptir. Maddenin gerekçesinde ve Yargıtay kararlarında (örn. Ceza Genel Kurulu, 2016/1074 E., 2020/96 K.), suçun 'başkasına ait olup da' ifadesiyle başlaması bu önemi vurgular. **'Malik' Kavramının Önemi:** * **Suçun Faili:** Güveni kötüye kullanma suçunun faili, **suç konusu malın maliki değildir**. Bu, suçun ayırt edici bir özelliğidir. Malikin kendi malına karşı bu suçu işlemesi düşünülemez. * **Müşterek veya İştirak Halindeki Mülkiyet:** Bu ilkenin bir uzantısı olarak, müşterek veya iştirak halinde mülkiyete konu olan mallarla ilgili olarak, müşterek veya iştirak halinde malik olanlar birbirlerine karşı güveni kötüye kullanma suçunu işleyemezler. Çünkü her bir malik, malın tamamı üzerinde veya bir kısmında malik sıfatına sahiptir. Bu tür ihtilaflar genellikle hukuk mahkemelerinde çözüme kavuşturulur. **Asli ve Fer'i Zilyetlik Ayrımının Rolü:** 4721 sayılı Medeni Kanun (TMK) m. 974, asli ve fer'i zilyetliği tanımlar: * **Asli Zilyet:** 'Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan' kişidir. Genellikle malikin kendisidir. * **Fer'i Zilyet:** 'Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim ederse, bunların ikisi de zilyet olur.' Fer’i zilyet, mal üzerinde malik sıfatıyla değil, belirli bir sözleşme veya hakka dayanarak fiili hakimiyet kuran kişidir (örn. kiracı, emanetçi, vekil). Güveni kötüye kullanma suçunda fail, her zaman **fer’i zilyettir**. Malikin (asli zilyedin) rızasıyla ve aldatılmamış iradesiyle, belirli bir amaç doğrultusunda malın zilyetliği faile devredilir. Fail, bu devredilen zilyetlik üzerinde, devir amacı dışında tasarrufta bulunarak veya devir olgusunu inkar ederek suçu işler. Yani, failin malik olmaması ve mal üzerinde sadece geçici veya belirli bir amaçla zilyetlik yetkisi olması, suçun temelini oluşturur. Bu ayrım, malın mülkiyetinin kimde olduğunu ve failin mal üzerinde hangi sıfatla tasarruf ettiğini belirlemede kritik rol oynar.