TCK 155. maddesindeki 'fail, suç konusu malın maliki değildir' ilkesi, müşterek veya iştirak halinde mülkiyete konu olan mallarla ilgili olarak ne anlama gelir? Bu durumlarda müşterek veya iştirak halinde malik olanlar birbirlerine karşı neden güveni kötüye kullanma suçunu işleyemezler?
TCK m. 155 Gerekçesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/1074 E., 2020/96 K. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, güveni kötüye kullanma suçunda **fail, suç konusu malın maliki değildir**. Bu ilke, suçun temel ayırt edici özelliklerinden biridir. Bu ilkenin müşterek veya iştirak halinde mülkiyete konu olan mallarla ilgili anlamı ve maliklerin birbirlerine karşı bu suçu işleyememesinin nedenleri şunlardır: 1. **Malikin Kendi Malına Karşı Suç İşleyememesi:** Güveni kötüye kullanma suçu, 'başkasına ait olup da' ifadesiyle başlar. Eğer fail, suç konusu malın tamamının veya bir kısmının maliki ise, kendi malına karşı bir güveni kötüye kullanma suçu işleyemez. Suçun hukuki koruma alanı, malikin olmayan bir mal üzerindeki tasarruf yetkisinin kötüye kullanılmasını kapsar. 2. **Müşterek/İştirak Halindeki Maliklerin Durumu:** * **Müşterek Mülkiyet (Paylı Mülkiyet):** Bir mal üzerinde birden çok kişinin belirli paylarla malik olmasıdır (TMK m. 688). Her paydaş, kendi payı oranında maliktir. * **İştirak Halinde Mülkiyet (Elbirliği Mülkiyeti):** Birden çok kişinin kanun veya sözleşme gereği aralarındaki topluluk nedeniyle bir mala elbirliğiyle malik olmasıdır (TMK m. 701). Bu durumda paylar ayrılmış değildir ve ortaklar mal üzerinde ancak birlikte tasarruf edebilirler. Her iki mülkiyet türünde de, maliklerden biri (veya birden fazlası), malın tamamının veya bir kısmının 'maliki' konumundadır. Güveni kötüye kullanma suçunda aranan 'başkasına ait mal' şartı bu durumda sağlanmaz. Bir malik, diğer maliklerin paylarına karşı devir amacı dışında tasarrufta bulunsa dahi, bu eylem 'güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturmaz. Zira fail, kendisine devredilmiş bir mal üzerinde değil, zaten kısmen veya tamamen malik olduğu bir mal üzerinde tasarrufta bulunmaktadır. Bu tür ihtilaflar genellikle hukuk mahkemelerinde çözümlenir. **Örnek:** Bir evin iki ortağı varsa ve bir ortak diğerinin izni olmadan evi kiraya verip parayı kendine alırsa, bu güveni kötüye kullanma suçu olmaz, ancak ortaklığın giderilmesi veya alacak davasına konu olabilir. Bu prensip, suçun 'başkasına ait mal' üzerindeki hukuki karakterini ve malikin kendi mülkiyet hakkını ihlal edemeyeceği temel mantığını vurgular.