Bir kamu görevlisinin, görevi gereği tahsil etme yetkisi olmadığı halde, vatandaşlardan harç veya masraf adı altında para alıp uhdesinde tutması eylemi zimmet (TCK 247) suçunu mu, yoksa hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK 155/2) suçunu mu oluşturur?
Bu eylem, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK 155/2) suçunu oluşturur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/465 E. ve 2016/4689 E. sayılı kararlarında bu ayrım yapılmıştır. Zimmet suçunun oluşabilmesi için, paranın veya malın faile 'görevi nedeniyle' tevdi edilmiş olması veya 'koruma ve gözetim sorumluluğu altında' bulunması gerekir. Eğer failin (örneğin bir mübaşir veya hizmetlinin) harç veya masraf tahsil etme gibi bir görevi yoksa, aldığı paralar görevi nedeniyle tevdi edilmiş sayılmaz. Ancak bu paraları, kurumdaki konumu ve sıfatının yarattığı güvene dayanarak aldığı için, eylem 'kişisel tanışma ve güvene dayalı' olmaktan çıkar ve sanık ile çalıştığı kurum arasındaki hizmet ilişkisinden ötürü TCK 155/2'de düzenlenen ve şikayete tabi olmayan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur.