Hendek ve barikatların kurulduğu, güvenlik güçleriyle çatışmaların yaşandığı bir mahallede, sokağa çıkma yasağı sırasında yakalanan ve bu olaylarda patlayıcılar için kablo temin ettiği, ses bombası getirdiği tespit edilen bir sanığın eylemi, TCK 314 (örgüt üyeliği) kapsamında mı, yoksa TCK 302 (devletin birliğini bozma) kapsamında mı değerlendirilmelidir? Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/2338 K. sayılı karardaki karşı oyu da dikkate alarak tartışınız.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/2338 K. sayılı kararında çoğunluk görüşü, bu eylemleri örgüt üyeliği (TCK 314) suçu kapsamında değerlendirerek verilen mahkumiyet hükmünü onamıştır. Ancak karara muhalif kalan üyenin karşı oy yazısında, sanığın eylemlerinin TCK 302'yi oluşturacağı savunulmuştur. Karşı oya göre; hendek ve barikat olayları, örgütün devlet otoritesini ortadan kaldırıp alan hakimiyeti kurmaya yönelik stratejik bir hamlesidir ve bir bütün olarak 'vahim eylem' niteliğindedir. Sanığın, bu bütüncül eylemin bir parçası olarak patlayıcılar için kablo temin etmesi ve bu alanda bulunması, eyleme asli fail olarak katıldığı (TCK 37) veya en azından yardım ettiği (TCK 39) anlamına gelir. Bu nedenle sanığın fiili, sadece örgüt üyeliği değil, doğrudan amaç suç olan TCK 302 kapsamında değerlendirilmelidir. Bu görüş, eylemin tekil olarak değil, örgütün yarattığı bütünsel tehlike ve amaç içindeki fonksiyonuyla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.