Yargılamanın iadesi sebeplerinden olan 'ifadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması' (HMK m. 375/1-e) halinde, bu durumun nasıl 'sabit' olacağı HMK m. 375/2'de nasıl düzenlenmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25712

HMK m. 375/2'ye göre, tanığın yalan tanıklık yaptığının 'sabit olması' kural olarak bu durumun 'kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararı ile belirlenmiş olması' şartına bağlıdır. Yani, yargılamanın iadesini talep eden tarafın, karara esas alınan tanık hakkında yalan tanıklıktan (TCK m. 272) dolayı verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkumiyet kararını mahkemeye sunması gerekir. Ancak fıkranın ikinci cümlesi önemli bir istisna getirir: Eğer 'delil yokluğundan başka bir sebeple' (örneğin, şikayetten vazgeçme, ölüm, af, zamanaşımı gibi) tanık hakkında ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkumiyet kararı verilememişse, ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde, yalan tanıklık iddiasının, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.