Hükümlü, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak olarak sunduğu 'yeni delil'in, ilk yargılama sırasında kendi kusuruyla (örneğin kasten saklamasıyla) dosyaya girmemiş olması, talebinin reddine neden olur mu?
CMK m. 311/1-e, böyle bir ayrım yapmamaktadır. Maddenin lafzı, 'yeni deliller ortaya konulup da' demekle yetinir; bu delilin nasıl veya kimin kusuruyla daha önce sunulmadığına ilişkin bir şart koşmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/3-909 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, delilin yeniliği 'mahkeme açısından' değerlendirilir. Hükümlünün daha önce bilip de kasten sakladığı bir delil dahi, eğer mahkeme tarafından bilinmiyor ve hükmü etkileyecek nitelikteyse, 'yeni delil' olarak kabul edilebilir. Bunun temel nedeni, ceza yargılamasının nihai amacının şekli gerçeklik değil, 'maddi gerçekliğe' ulaşmak olmasıdır. Maddi gerçeği ortaya çıkaracak önemli bir delilin, sırf failin önceki kusuru nedeniyle göz ardı edilmesi, adli bir hatanın devamına yol açacağı için kabul edilmez. Ancak bu durum, hakimin TCK m. 62'deki takdiri indirimi uygularken failin bu davranışını aleyhine değerlendirmesine engel değildir.