Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.03.2014 tarihli ve 2012/3-909 E., 2014/121 K. sayılı kararı, 'yargılamanın yenilenmesi' (CMK 311) kurumunun 'olağanüstü kanun yolu' niteliğini nasıl pekiştirmiştir? Bu kararda belirtilen, yargılamanın yenilenmesinin 'mutlaka istek üzerine' yapılması gerektiği ve 'davasız yargılama olmaz' ilkesinin bu kurumdaki yansımasını tartışınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.03.2014 tarihli ve 2012/3-909 E., 2014/121 K. sayılı kararı, yargılamanın yenilenmesi kurumunun hukuki niteliğini derinlemesine incelemiştir. Karar, bu kurumun 'olağanüstü bir kanun yolu' olduğunu ve 'kesin hükmün dokunulmazlığının istisnasını' oluşturduğunu vurgulamıştır. Yargılama yenilenmesinin olağanüstü niteliği, kamu düzeninin sağlanması ve davaların kesin hükümle sona ermesi ilkesiyle çelişen bir durum olduğunda, ancak kanunda sınırlı ve istisnai olarak sayılan hallerde (CMK 311) başvurulabilmesiyle pekişir. Bu, hukuki güvenliğin ve adli hataların düzeltilmesi zorunluluğunun dengelenmesi prensibidir. Kararda, yargılamanın yenilenmesinin 'mutlaka istek üzerine' yapılabileceği ve 'davasız yargılama olmaz' ilkesinin doğal sonucu olarak 'mahkemece re’sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesinin mümkün olmayacağı' açıkça belirtilmiştir. Bu prensip, ceza yargılamasında iddia ve savunma prensiplerinin korunmasını sağlar. Yani, mahkeme, bir hükümde hata olduğuna dair kendi bilgisi olsa bile, ilgili (hükümlü veya kanunda belirtilen diğer kişiler) tarafından bir talep gelmedikçe yargılamayı resen yenileyemez. Bu durum, yargılamanın yenilenmesi yolunun bir 'dava' niteliği taşıdığını ve bu davanın ancak ilgili bir 'talep' ile başlayabileceğini gösterir. Ayrıca, hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmez, ancak yine de bir talebin varlığı şarttır. Bu kararlar, yargılamanın yenilenmesi kurumunun sistematiğini ve 'kesin hüküm' ilkesine getirdiği istisnanın sıkı kurallara tabi olduğunu netleştirmektedir.