Türk Ceza Kanunu'nun 3. maddesinde düzenlenen 'Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi' çerçevesinde, hakimin temel cezayı alt sınırdan veya üst sınırdan belirlemesinde göz önünde bulundurması gereken 'kişisel ve somut gerekçeler'in önemini açıklayınız. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3716 E., 2018/633 K. sayılı kararı bağlamında, 'örgütün niteliği ve yaşanan darbe teşebbüsü süreci' gibi genel gerekçelerin cezanın kişiselleştirilmesinde yeterli olup olmadığını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #256697

TCK Madde 3/1, 'Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.' hükmüyle 'orantılılık ilkesi'ni düzenler. Bu ilke, hakime tanınan temel ceza belirleme yetkisinin (TCK 61) keyfi olmamasını, aksine, somut olayın özelliklerine ve failin kusuruna uygun, adil ve ölçülü bir ceza tayin edilmesini gerektirir. Hakim, TCK 61/1'de sayılan yedi ölçütü (suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, amaç ve saik) dikkate alarak alt ve üst sınırlar arasında ceza belirlerken, bu belirlemeyi 'yasal, yeterli ve somut gerekçelerle' açıklamak zorundadır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 28.02.2018 tarihli ve 2017/3716 E., 2018/633 K. sayılı kararı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunda temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine ilişkin gerekçeyi incelemiştir. Kararda, 'silahlı terör örgütüne yapılan yardımın niteliği, vehamet arz edebilecek olumsuzlukların gözlenmesi' gibi teşdit gerekçelerinin 'somut dayanaklarının gösterilmemesi', 'örgütün niteliği ve yaşanan darbe teşebbüsü sürecinin' şeklindeki gerekçelerin ise 'sanığın eylemlerine özgü olmaması' nedeniyle cezanın kişiselleştirilmesinde bir ölçüt olarak kabul edilemeyeceği ve 'yeterli ve yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde fazla ceza tayini' yapıldığı tespit edilerek hüküm bozulmuştur. Bu karar, hakimin genel ve soyut ifadelerle değil, sanığın özel durumuna, somut fiilin işleniş biçimine, zararın ve kusurun ağırlığına ilişkin 'kişiselleştirilmiş' gerekçelerle ceza tayin etmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Gerekçenin, denetime imkan verecek nitelikte olması, keyfiliği önler ve TCK 3/1'deki orantılılık ilkesinin fiilen uygulanmasını sağlar. Hakim, her somut olayı kendi özelinde değerlendirerek, failin eyleminin gerçek ağırlığını yansıtan bir ceza belirlemelidir.