Türk Ceza Kanunu'nda bir fiilin birden fazla suça neden olduğu hallerde 'gerçek içtima' (TCK 44) ve 'görünüşte içtima' prensiplerini açıklayınız. Özellikle müstehcenlik suçu (TCK 226) ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK 134) arasındaki ilişkide, bu prensiplerin uygulanmasını Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/15237 E., 2017/3123 K. sayılı kararı bağlamında değerlendiriniz.
Ceza hukukunda 'içtima', birden fazla suçun bir araya gelmesi durumunda fail hakkında verilecek cezanın belirlenmesiyle ilgili bir prensiptir. 'Gerçek içtima' (TCK 44), bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması halinde, failin bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmasını ifade eder. Bu ilke, 'fiil sayısınca suç, suç sayısınca ceza' prensibinin bir yansımasıdır. 'Görünüşte içtima' ise, birden fazla suç tipinin ihlal edilmiş gibi görünmesine rağmen, aslında tek bir hukuka aykırılığın veya daha ağır olanın diğerini kapsamasının söz konusu olduğu hallerdir. Bu durumda, daha ağır veya kapsayıcı olan tek bir suçtan ceza verilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 12.04.2017 tarihli ve 2015/15237 E., 2017/3123 K. sayılı kararı, rıza dahilinde çekilen ancak müstehcen nitelikte olan görüntülerin kaydedilmesi olayını incelemiştir. Karara göre, mağdurun cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin çıplak görüntülerin bilgisi dışında kaydedilmesi, TCK Madde 134/1'deki 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçunu oluşturur. Ancak, aynı zamanda bu görüntülerin 'müstehcen' nitelikte olması ve 16 yaşındaki mağdur çocuğun bu ürünün üretiminde yer alması nedeniyle TCK Madde 226/3-1'deki 'müstehcenlik' suçu da oluşmuştur. Yüksek Mahkeme, bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın, TCK Madde 44 gereğince, 'daha ağır cezayı gerektiren müstehcenlik suçundan cezalandırılmasına, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına' karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu durum, 'görünüşte içtima'nın bir örneği olup, 'tüketme ilkesi'ne göre, daha ağır olan suçun (müstehcenlik) diğer suçu (özel hayatın gizliliğini ihlal) tükettiği kabul edilmiştir. Zira müstehcenlik suçu, özel hayatın gizliliğinin ihlalini de kapsayan, toplumsal ahlaka daha ağır bir saldırıyı temsil eden bir suçtur. Bu karar, suçların içtimaında hukuki nitelik ve korunan hukuki değer farklılıklarına göre yapılan değerlendirmenin önemini göstermektedir.