Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161/7. maddesindeki 'yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada Cumhuriyet savcısının kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varması halinde yetkili savcılığın belirlenmesi için dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesi' kuralını ve bu kararın 'kesin' olması ilkesini açıklayınız. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/8724 E., 2015/13824 K. sayılı kararı ışığında, üçüncü bir Cumhuriyet savcılığına yetkisizlik kararı verilmesi durumunda da bu ilkenin uygulanıp uygulanmayacağını ve kesin karardan sonra verilen mükerrer yetkisizlik kararlarının hukuki değerini tartışınız.
CMK Madde 161/7, soruşturma evrakının Cumhuriyet başsavcılıkları arasında 'yetkisizlik kararları' verilmek suretiyle sürüncemede kalmasını önlemek amacıyla getirilmiş bir düzenlemedir. Maddeye göre, bir soruşturma dosyası yetkisizlik kararı ile bir Cumhuriyet savcısına geldiğinde, eğer bu savcı da kendisinin yetkisiz olduğu kanaatine varırsa, dosyayı yetkili savcılığın belirlenmesi için 'yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine' gönderir. Bu mahkemenin yetkili savcılık hakkında verdiği karar 'kesindir'. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 08.09.2015 tarihli ve 2015/8724 E., 2015/13824 K. sayılı kararı, bu ilkenin kapsamını genişleterek yorumlamıştır. Kararda, madde hükmünün sadece ilk yetkisizlik kararı veren Cumhuriyet başsavcılığına dosyanın gönderilmesi durumunda değil, 'üçüncü bir Cumhuriyet savcılığına yetkisizlik kararı verilmesi durumunda da' uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Yani, birden fazla savcılık arasında yetki uyuşmazlığı çıktığında, en son yetkisizlik kararı veren savcılık, dosyayı yetkili ağır ceza mahkemesine göndermelidir. En yakın ağır ceza mahkemesinin yetki uyuşmazlığını çözen kararı 'kesin' nitelikte olduğundan, bu karardan sonra verilen 'mükerrer yetkisizlik kararları' hukuken 'değerden yoksun ve yok hükmündedir'. Bu, yargı kararıyla bir kez yetki belirlendikten sonra, diğer savcılıkların aynı konuda yeniden yetkisizlik kararı veremeyeceği anlamına gelir. Yargıtay, bu düzenlemeyi 'adil yargılanma hakkı' ve 'makul sürede yargılanma' ilkeleriyle ilişkilendirerek, soruşturmaların gereksiz yere uzamasını engellemeyi ve adli sistemdeki verimliliği artırmayı amaçlamaktadır. Amaç, soruşturma evresindeki yetki sorunlarını hızlı ve nihai olarak çözüme kavuşturmaktır.