Türk Ceza Kanunu'nun 3. maddesindeki 'orantılılık ilkesi'ni, taksirli suçlarda (örneğin trafik kazası sonucu ölüm veya yaralama) temel cezanın belirlenmesinde 'kusurun ağırlığı' ve 'meydana gelen zararın ağırlığı' bağlamında analiz ediniz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/317 E., 2019/317 K. ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/3193 E., 2017/5746 K. sayılı kararları ışığında, bilinçli taksirin bu değerlendirmedeki etkisini ve alt sınırdan uzaklaşma prensibini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #256690

TCK Madde 3/1'deki 'orantılılık ilkesi', işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunmasını emreder. Taksirli suçlarda, bu ilke özellikle failin kusurunun ağırlığı ve meydana gelen neticenin ağırlığı ile ilişkilidir. TCK Madde 61/1-e ve f, sırasıyla 'meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını' ve 'failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını' temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacak ölçütler olarak sayar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.06.2019 tarihli ve 2019/317 E., 2019/317 K. sayılı kararı, taksirle öldürme suçunda, sanığın 'asli ve tam kusurlu' olması ve 'oldukça ağır bir sonucun' (ölüm) meydana gelmesi karşısında, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşarak belirlenmesinin 'orantılılık' ilkesine uygun olduğunu belirtmiştir. Karar, bu tür durumlarda kusurun ağırlığına göre alt sınırdan uzaklaşmanın isabetli bir uygulama olduğunu vurgulamıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 30.06.2017 tarihli ve 2017/3193 E., 2017/5746 K. sayılı kararı ise, 'bilinçli taksirle' işlenen bir suçta (alkollü araç kullanımı sonucu ölüm ve yaralama) 'kastın yoğunluğu ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı' gözetilerek ceza tayin edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Karar, alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak ceza tayin edilmesini 'teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek' olarak nitelemiş ve bozma nedeni saymıştır. Bilinçli taksir (TCK 22/3), taksirli fiile ek bir ağırlık katarak cezanın artırılmasını gerektirir, zira fail neticeyi öngörmesine rağmen engellemeyi umursamaz. Ancak bu artırım dahi orantılı olmalı, cezanın fahiş olmasına yol açmamalıdır. Bu içtihatlar, taksirli suçlarda bile, fiilin doğurduğu sonuçların ve failin kusurunun derecesinin, ceza miktarının belirlenmesinde somut ve orantılı bir şekilde dikkate alınması gerektiğini, aksi takdirde kararın hukuka aykırı olacağını göstermektedir.