Türk Ceza Kanunu'nun 3. maddesindeki 'orantılılık ilkesi' çerçevesinde, adli para cezasının günlüğünün (TCK 52/2) belirlenmesinde hakimin dikkat etmesi gereken hususları açıklayınız. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/8522 E., 2017/5968 K. sayılı kararını esas alarak, sanığın ekonomik ve şahsi hallerinin bu belirlemedeki rolünü ve orantısız ceza tayini durumlarını değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #256686

TCK Madde 3/1'de ifade edilen 'orantılılık ilkesi', suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunmasını gerektirir. Bu ilke, adli para cezasının belirlenmesinde de önemli bir rol oynar. TCK Madde 52/2, adli para cezasının belirlenmesinde 'bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olarak belirlenir.' hükmünü taşır. Bu, hakimin, sanığın maddi durumuna ve kişisel koşullarına uygun, adil ve orantılı bir günlük miktar belirlemesi gerektiği anlamına gelir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 06.07.2017 tarihli ve 2016/8522 E., 2017/5968 K. sayılı kararında, sanığın mesleğinin işçilik olduğunu, üzerine kayıtlı malvarlığı bulunmadığını ve aylık gelirinin 800 TL olduğunu beyan etmesine rağmen, adli para cezasının günlüğünün 30 TL üzerinden hesaplanmasının 'fazla ceza tayini' olarak kabul edildiği belirtilmiştir. Kararda, bu durumun 'orantılılık ilkesine aykırı' olduğu ve 'hak ve nasafete uygun bir ceza yerine, alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak ceza tayin edildiği' vurgulanmıştır. Hakim, adli para cezasının günlüğünü belirlerken, sanığın gelirini, giderlerini, bakmakla yükümlü olduğu kişileri, malvarlığını ve diğer kişisel durumlarını somut olarak değerlendirmelidir. Aksi takdirde, belirlenen adli para cezası, sanığın ekonomik yükünü aşan ve ödeme güçlüğüne yol açan orantısız bir yaptırıma dönüşebilir. Bu durum, cezanın bireyselleştirilmesi ve adaletin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir ve Yargıtay tarafından denetime tabidir.