Avukatlık Kanunu'nun 153. maddesi uyarınca 'işten yasaklanmış' olan bir avukatın, bu durumunu gizleyerek kendisini avukat olarak tanıtıp hukuki hizmet verme vaadiyle menfaat elde etmesi eyleminin hukuki niteliğini tartışınız. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2015/9574 E., 2016/10481 K. sayılı kararı bağlamında, bu eylemin 'kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan baronun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık' (TCK Madde 158/1-d) suçunu oluşturup oluşturmadığını değerlendiriniz.
Avukatlık Kanunu'nun 153. maddesi, hakkında meslekten çıkarma cezasını gerektirebilecek mahiyette bir işten dolayı kovuşturma yapılmakta olan avukatın disiplin kurulu kararıyla 'tedbir mahiyetinde işten yasaklanabileceğini' düzenler. Aynı Kanun'un 155/1 ve 63/1. maddeleri, işten yasaklanmış olanların bu tarihten itibaren avukatlığa ait yetkileri hiçbir şekilde kullanamayacaklarını ve baro levhasında yazılı bulunmayan veya işten yasaklanmış avukatların dava evrakı düzenleyemeyeceklerini veya icra işlemlerini takip edemeyeceklerini hükme bağlar. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 07.12.2016 tarihli ve 2015/9574 E., 2016/10481 K. sayılı kararı, işten yasaklanmış bir avukatın, bu durumunu gizleyerek kendisini avukat olarak tanıtıp mağdurdan para alması eylemini incelemiştir. Karar, sanığın avukatlık levhası bulunan bürosunu ve avukatlık ruhsatnamesini kullanarak mağduru aldatması ve haksız menfaat elde etmesini, TCK Madde 158/1-d kapsamında 'kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan baronun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık' suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu kararda, sanığın fiilinin dolandırıcılık suçunun nitelikli hali olarak değerlendirilmesinin nedeni, sanığın baro gibi kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşuna 'kayıtlı olma' ve 'ruhsatname sahibi olma' (geçici olarak yasaklı olsa dahi) statüsünü kullanarak güven ortamı yaratması ve mağduru aldatmasıdır. Dolandırıcılık suçu, failin hileli davranışlarla mağduru aldatarak kendi veya başkasının yararına, mağdurun veya başkasının zararına olacak şekilde bir yarar sağlamasıdır. Bu durumda, yasaklanmış avukatın kullandığı avukatlık kimliği ve büro gibi unsurlar, mağdurda 'resmi bir sıfat' veya 'kamu kurumuna aidiyet' izlenimi yaratarak hileli davranışı güçlendirmiş ve nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşmasına yol açmıştır.