Tefecilik suçu (TCK Madde 241) kapsamında, kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verilmesi fiilinin unsurlarını ve bu suçun 'zincirleme suç' (TCK Madde 43) hükümleriyle nasıl ilişkilendirileceğini açıklayınız. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2017/3780 E., 2018/192 K. sayılı kararı bağlamında, bu suçta 'iştirak' kavramını (TCK Madde 39) ve icra takibi gibi sonraki eylemlerin iştirak niteliğinde olup olmadığını değerlendiriniz.
TCK Madde 241'de düzenlenen tefecilik suçu, 'kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verilmesi' fiiliyle oluşur. Suçun tamamlanması için paranın fiilen verilmesi ve kazanç amacının varlığı yeterlidir; bunun meslek haline getirilmesi veya düzenli bir şekilde yapılması suçun unsurları içerisinde yer almaz. Aynı kişiye farklı zamanlarda veya birden fazla kişiye faiz karşılığında para verilmesi halinde ise 'zincirleme suç' hükümleri (TCK Madde 43) uygulanır. Zira bu durumda aynı suç işleme kararı altında birden fazla fiil işlenmiş olur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 16.01.2018 tarihli ve 2017/3780 E., 2018/192 K. sayılı kararı, tefecilik suçunda 'iştirak' kavramını da incelemiştir. TCK Madde 39, suça iştirak biçimlerini (azmettirme, yardım etme) düzenler. Yardım etme, suçun kanuni tanımında yer alan fiili gerçekleştirmeyen, ancak suç işlemeye teşvik eden, suç işleme kararını kuvvetlendiren, fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat eden, suçun nasıl işleneceği hususunda yol gösteren veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlayan, suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştıran kimseleri sorumlu tutar. Kararda, kazanç karşılığı ödünç para verilmesiyle tamamlanan tefecilik suçunda, suçun tamamlanmasından sonra borcun tahsili amacıyla icra takibi başlatan kişinin eyleminin 'iştirak' niteliğinde olmadığı kabul edilmiştir. Zira iştirak, suçun icrasına yönelik bir katkı sağlamayı gerektirir; icra takibi gibi eylemler suçun tamamlanmasından sonraki ayrı bir fiildir ve tefecilik suçunun işlenmesine doğrudan katkı sağlamaz. Bu durum, icra takibi başlatan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği sonucunu doğurmuştur. Bu içtihat, iştirak kavramının zaman bakımından sınırını ve suçun tamamlanmasından sonraki eylemlerin yeni bir suç teşkil etmediği sürece iştirak kapsamında değerlendirilemeyeceğini göstermektedir.