Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 53'te düzenlenen 'hak yoksunlukları'nın hukuki niteliğini ve bu hak yoksunluklarına ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının (örneğin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 E., 2015/85 K.) ceza yargılaması ve infaz aşamasındaki etkisini açıklayınız. Bu iptal kararlarının geriye dönük uygulama prensibiyle ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #256681

TCK Madde 53, kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olan kişinin belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasını öngören bir güvenlik tedbiridir. Bu hak yoksunlukları arasında kamu hizmetinden yasaklanma, seçme ve seçilme ehliyetinden yoksun bırakılma, velayet, vesayet veya kayyımlık gibi hak ve yetkileri kullanmaktan yoksun bırakılma gibi maddeler bulunur. Bu hak yoksunlukları, cezanın infazı ile birlikte başlar ve cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam eder (istisnalar hariç). Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile TCK Madde 53'ün bazı ibareleri iptal edilmiştir. Özellikle, TCK 53/1-b'deki 'seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılma' ile ilgili düzenlemeler ve 53/1-c'deki 'kendi altsoyu dışındaki kişilere ait velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri' ile ilgili kısımlar, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu iptal kararları, TCK 7/2'de belirtilen 'lehe kanunun geriye yürümesi' ilkesi gereğince, hüküm kesinleştikten sonra dahi uygulanabilir. Yani, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bu kararların yayımından sonra ilgili hak yoksunlukları bakımından aleyhe olan hükümlerin uygulanmasını engeller. Yargıtay'ın birçok kararı (örneğin, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 12.12.2018 tarihli ve 2017/21077 E., 2018/19347 K. sayılı kararı veya Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 11.01.2018 tarihli ve 2017/8194 E., 2018/179 K. sayılı kararı), TCK 53'e ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile birlikte 'infaz aşamasında' yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu durum, hukuki güvence ve hakların korunması açısından önemlidir. İptal kararları, failin lehine olduğundan, yargılama sürecinde henüz kesinleşmemiş veya infaz aşamasında olan kararlar üzerinde de etkili olur, cezanın infazında hak yoksunluklarının kapsamını daraltır. Bu, Anayasa Mahkemesi kararlarının genel olarak geriye yürümezliği ilkesine bir istisna teşkil eden 'lehe kanunun geriye yürümesi' prensibinin bir uygulamasıdır.