Hukuki istikrar ve yargısal kesinlik ilkeleri çerçevesinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 02.06.2011 tarihli ve 2011/217 E., 2011/616 K. sayılı kararındaki karşı oy gerekçelerini 'hukuki istikrar prensibi' ve 'zamanaşımı sürelerinin kesinliği' açısından kritik olarak değerlendiriniz. Özellikle, iptal kararlarının geriye yürüyen etkisinin, daha önce dava açmamış kişiler açısından geçmişe yönelik hak talebi doğurup doğurmayacağı tartışmasını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #256676

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 02.06.2011 tarihli ve 2011/217 E., 2011/616 K. sayılı kararının karşı oy gerekçeleri, hukuki istikrar ve zamanaşımı sürelerinin kesinliği prensiplerini merkeze alarak, iptal kararlarının geriye yürüyen etkilerine ilişkin çoğunluk görüşüne önemli bir itiraz getirmiştir. Çoğunluk görüşü, bir genel düzenleyici işlemin (örneğin bir yönergenin) iptal edilmesinin, o işlem nedeniyle daha önce yoksun kalınan parasal hakların, iptal kararından yararlanmak üzere idareye başvuran herkese (daha önce dava açmamış olsalar dahi) iade edilmesi gerektiğini savunmuştur. Bu görüşe göre, bu durum hukuk devleti ilkesinin ve mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesi mecburiyetinin bir sonucudur ve bu taleplere 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Ancak, karşı oylar, bu yoruma katılmamıştır. Birinci karşı oy, düzenleyici işlemlerin yargı kararı ile iptal edilmesinin ileriye dönük olarak herkesi kapsayacağını kabul etmekle birlikte, iptal edilen düzenlemeye dayalı olarak tesis edilen bireysel işlemlerin (örneğin eksik ödeme eylemlerinin) yasal dava açma süresi geçtikten sonra hukuki kesinlik kazandığını vurgulamıştır. Bu görüşe göre, hukuken kesinleşmiş işlemlerin, bunların dayanağı olan düzenleyici işlemlerin iptal edildiğinden bahisle yeniden dava konusu edilmeleri, idari davalarda süre aşımını düzenleyen yasa kurallarına ve 'idari istikrar prensibi'ne aykırıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarının dahi geriye yürümezliği ilkesine atıfta bulunarak, diğer düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde de bu ilkenin esas alınması gerektiğini savunmuştur. Bu bakış açısıyla, geçmişe yönelik hak talepleri için dava açma süresinin, eksik ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60 gün içinde İYUK 11 kapsamında itiraz veya dava yoluyla kullanılması gerektiği, bu sürenin geçmesiyle hakkın sona ereceği ifade edilmiştir. İkinci karşı oy (gerekçede karşı oy), davacının başvurusunu İYUK Madde 10 kapsamında değil, 'tam yargı davası' (İYUK 13) kapsamında bir tazminat talebi olarak nitelendirmiş ve bu durumda 1 veya 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçerli olacağını savunmuştur. Bu görüşler, idari yargıda hukuki kesinliğin ve zamanaşımı sürelerinin katı bir şekilde yorumlanmasının, idari işlemlerin ve hukuk düzeninin istikrarını sağlama açısından önemini vurgulamaktadır. Karşı oylar, maddi gerçeğe ulaşma ve adalet ilkesi kadar, hukuki güvenliğin ve öngörülebilirliğin de korunması gerektiğini savunmuştur.