Cumhuriyet savcısının, kolluk görevlilerince kimlik gizlenerek yürütülen 'gizli soruşturma'lardaki (örtülü soruşturma) yetkisi ve bu tür soruşturmalarda elde edilen delillerin hukuka uygunluk şartlarını CMK Madde 160 ve 161 ile Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/13909 E., 2021/15163 K. sayılı kararı bağlamında değerlendiriniz. Savcılık talimatı olmaksızın yapılan gizli işlemin delil niteliğine etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #256671

CMK Madde 160 ve 161, Cumhuriyet savcısının soruşturma evresindeki genel görev ve yetkilerini belirlerken, kolluğun tüm işlemlerinin savcının emir ve denetiminde olmasını öngörür. Özellikle gizli veya örtülü soruşturma gibi olağan dışı, temel hak ve özgürlüklere müdahale potansiyeli yüksek olan tedbirler, sıkı hukuki denetime tabidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 04.10.2021 tarihli ve 2020/13909 E., 2021/15163 K. sayılı kararı, fuhuş suçuna ilişkin bir olayda kimlik gizlenerek yapılan işlemlerde hukuka aykırılık tespiti yapmıştır. Karara göre, CMK 160 ve 161. maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisine yazılı veya acele hallerde sözlü olarak görevlendirme yapması gerekir. Kolluk görevlilerinin, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü emri olmadan, CMK 161/2. maddesine aykırı olarak savcıya bilgi vermeden kimliğini gizleyerek adli işlem yapması hukuka aykırıdır. Bu şekilde elde edilen delil de, CMK 217/2 uyarınca 'hukuka aykırı delil' niteliğinde olup hükme esas alınamaz. Kararda, 'kimliğin gizlenerek adli işlem ifası olağan bir işlem olmayıp ikincil bir tedbirdir. Bu tedbirin gerekliliği ve orantılılığının mutlaka Cumhuriyet Savcısı tarafından denetlenmesi gerekir.' denilerek, kolluğun inisiyatifiyle başlatılan gizli işlemlerin keyfiliğe yol açabileceği vurgulanmıştır. Somut olayda, ihbar üzerine polislerin sanığı arayarak fuhuş için kadın temin etme talebiyle görüşme yapmaları ve ardından kimliklerini açıklayarak işlem yapmaları, savcılık talimatı olmaksızın gerçekleştiği için elde edilen deliller hukuka aykırı bulunmuştur. Bu içtihat, gizli soruşturma tekniklerinin kullanımında Cumhuriyet savcısının önceden vereceği ve denetleyeceği bir talimatın mutlak surette aranması gerektiğini, aksi takdirde elde edilen delillerin 'hukuka aykırı delil' sayılacağını ve mahkumiyet için yeterli delil oluşturmayacağını açıkça ortaya koymuştur. Bu prensip, adil yargılanma hakkının ve delil yasaklarının temel güvencesidir.