Türk Ceza Kanunu'nun 3. maddesindeki 'orantılılık ilkesi'nin, ceza miktarlarının belirlenmesinde hakimin takdir yetkisini nasıl sınırladığını ve bu yetkinin kullanılmasında 'yasal ve yeterli gerekçe' gösterme yükümlülüğünü (Anayasa 141, CMK 230) örneklerle açıklayınız. Özellikle adli para cezasının günlüğü (TCK 52/2) ve kemik kırıklarında artırım oranı (TCK 87/3) gibi konularda Yargıtay'ın bu ilkenin ihlali tespiti durumlarını değerlendiriniz.
TCK Madde 3/1'de ifade edilen 'orantılılık ilkesi', suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunmasını gerektirir. Bu ilke, hakimin ceza tayinindeki takdir yetkisini mutlak olmaktan çıkarır ve belli sınırlar içinde kullanmasını zorunlu kılar. Hakim, TCK Madde 61'deki ölçütleri (suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zarar veya tehlikenin ağırlığı vb.) göz önünde bulundurarak, kanunda öngörülen alt ve üst sınırlar arasında temel cezayı belirlerken, bu kararı 'yasal ve yeterli gerekçelerle' açıklamak zorundadır. Gerekçelendirme yükümlülüğü (Anayasa 141, CMK 230), kararın hukuka uygunluğunu denetlenebilir kılar ve keyfiliği önler. Yargıtay içtihatlarında orantılılık ilkesinin ihlali sıklıkla ele alınmıştır: Örneğin, kemik kırığına neden olan yaralama eylemlerinde (TCK 87/3), cezanın en fazla yarısı oranında artırılabileceği öngörülse de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2019 tarihli ve 2019/61 E., 2019/430 K. sayılı kararında ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 23.01.2018 tarihli ve 2017/3029 E., 2018/834 K. sayılı kararında, 'orta (2.) derece' etkili bir kemik kırığı için dahi 1/3 oranında artırım yapılması 'orantılılık ilkesine aykırı olarak fazla ceza tayini' olarak değerlendirilmiştir. Bu, hakimin yasal sınır içinde dahi olsa, fiilin somut ağırlığını aşan bir oranda artırım yapmamasını gerektirir. Bir diğer örnek, adli para cezasının günlüğünün belirlenmesidir (TCK 52/2). Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 06.07.2017 tarihli ve 2016/8522 E., 2017/5968 K. sayılı kararında, sanığın ekonomik durumunun (işçilik, aylık 800 TL gelir) beyan edilmesine rağmen günlüğün yüksek (30 TL) tutulması, 'orantılılık ilkesine aykırı' bulunmuştur. Zira adli para cezasının günlüğü, sanığın ekonomik ve şahsi halleri gözetilerek adil bir biçimde belirlenmelidir. Bu kararlar, hakimin ceza tayininde, Kanun'un açık hükümlerine ve somut olayın özelliklerine uygun, vicdani ve denetlenebilir bir gerekçe sunması gerektiğini, aksi takdirde 'orantılılık ilkesi'nin ihlal edilmiş sayılacağını ortaya koymaktadır.