Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararının hukuki niteliği ve bu kararlara karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulup başvurulamayacağını CMK Madde 311 ve ilgili Yargıtay içtihadı (5. Ceza Dairesi, 2017/849 E., 2017/849 K.) ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #256654

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) müessesesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinde düzenlenmiş, sanığın belli koşullar altında denetim süresine tabi tutularak hükmün hukuki sonuçlarının ertelenmesini sağlayan bir kurumdur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 08.03.2017 tarihli ve 2017/276 E., 2017/849 K. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, CMK Madde 311'de düzenlenen yargılamanın yenilenmesi yolu, ancak 'kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava' hakkında başvurulabilecek olağanüstü bir kanun yoludur. CMK Madde 223/1, beraat, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararlarını 'hüküm' olarak sayar. Ancak HAGB kararı, CMK Madde 231/5'in son cümlesine göre, 'sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaz'. Bu hukuki niteliği itibarıyla, HAGB kararı bir mahkumiyet hükmü olarak kabul edilemez. Bir yargılamanın yenilenmesi için gerekli olan 'kesinleşmiş hüküm' niteliğini taşımadığından, HAGB kararlarına karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulması hukuken mümkün değildir. Karar, bu ayrımı netleştirerek, HAGB'nin amacının sanığın denetim süresi boyunca suç işlememesi ve topluma uyum sağlaması olduğunu, bu sürecin sonunda hükmün açıklanmaması halinde ceza mahkumiyetinin hukuki varlık kazanmadığını ve dolayısıyla kesin hüküm müessesesinin kapsamına girmediğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, yargılamanın yenilenmesi gibi olağanüstü kanun yollarının ancak kanunda açıkça belirtilen ve kesinleşmiş hükümlere özgülenmiş durumlarda kullanılabileceği prensibi bir kez daha teyit edilmiştir.