5271 sayılı CMK'nın 311. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde düzenlenen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları doğrultusunda yargılamanın yenilenmesi nedenini, Kanun'un Geçici 2. maddesiyle yapılan değişikliklerle birlikte temporal (zamansal) uygulama açısından değerlendiriniz. Bu durum, 'lehe kanun' ilkesiyle nasıl ilişkilidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #256653

CMK 311/1-f bendi, ceza hükmünün İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme (AİHS) veya ek protokollerinin ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının AİHM'nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması halinde yargılamanın yenilenmesine imkan tanır. Bu bent, Türkiye'nin AİHS'den doğan yükümlülüklerini yerine getirme ve AİHM kararlarının ulusal hukukta uygulanabilirliğini sağlama mekanizmasıdır. CMK 311/2. fıkrası başlangıçta, bu hükümlerin 04.02.2003 tarihinde AİHM'nin kesinleşmiş kararları ile bu tarihten sonra yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanacağını belirtiyordu. Bu, AİHM'ye 04.02.2003'ten önce yapılmış başvurular üzerine verilen ihlal kararlarının yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilmemesi gibi bir sorun yaratıyordu. Ancak, 11.04.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun ile CMK'ya eklenen Geçici 2. madde, bu durumu değiştirmiştir. Geçici 2. madde, 15.06.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunan AİHM'nin ihlalin tespitine dair kesinleşmiş kararları bakımından CMK 311/2. fıkrasının uygulanmayacağını hükme bağlamıştır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 18.05.2017 tarihli ve 2015/1217 E., 2017/4202 K. sayılı kararı bu durumu açıkça ortaya koymuştur. Kararda, hükümlünün AİHM'ye 10.12.2002 tarihinde (yani 04.02.2003'ten önce) başvurduğu ancak ihlal kararının sonradan kesinleştiği bir olayda, Geçici 2. maddenin hükümlü lehine maddi sonuçlar doğuran bir düzenleme olması nedeniyle, Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinde düzenlenen 'lehe kanun' ilkesi gereğince geriye dönük olarak uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. 'Lehe kanun' ilkesi, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların karşılaştırılmasını ve sanık lehine olan hükümlerin uygulanmasını gerektirir. Bu durumda, Geçici 2. madde, AİHM'nin eski başvurulara ilişkin ihlal kararlarından etkilenen hükümlüler için yargılamanın yenilenmesi yolunu açarak lehe bir durum yaratmış ve böylece temporal uygulama sorununu çözüme kavuşturmuştur.