Danıştay'ın genel düzenleyici bir işlemin iptali kararlarının hukuki sonuçlarını ve bu kararların idareye başvuru ve dava açma süreleri üzerindeki etkisini 'yeni hukuki durum' kavramı üzerinden değerlendiriniz. İlgili Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarından (2011/217 E., 2011/616 K.) hareketle, iptal kararından yararlanmak isteyen kişilerin geçmişe yönelik hak talepleri ile ilgili zamanaşımı meselelerini irdeleyiniz.
İdare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerlerince verilen iptal kararları, iptali istenen işlemi tesis edildiği tarih itibarıyla (ex tunc) ortadan kaldırır ve işlemin tesisinden önceki hukuki durumu geri getirir. Bir genel düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda (örneğin bir yönetmeliğin), bu iptal kararı sadece davayı açan ilgiliyi değil, o düzenleyici işlemle ilgili olan tüm kişileri etkiler. Bu durum, 'yeni hukuki durum' olarak adlandırılır. Danıştay 11. Dairesi'nin 29.01.2013 tarihli ve 2012/5174 E., 2013/566 K. sayılı kararında ve bilhassa İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun 02.06.2011 tarihli ve 2011/217 E., 2011/616 K. sayılı kararında bu prensip açıkça ifade edilmiştir. Yüksek Kurul, iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı menfaati ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen herkesin, verilen iptal kararının doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceğini (İYUK Madde 10 kapsamında) ve bu başvurunun süresinde olduğunu kabul etmiştir. Geçmişe yönelik parasal hak talepleri açısından ise, hukuk devleti ilkesi ve mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesi mecburiyeti gereği, yoksun kalınan hakların ilgililere iade edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu tür durumlarda, talepte bulunan kişinin daha önce dava açıp açmamasının bir önemi yoktur. Önemli olan husus, iptal kararının kesinleştiği tarihten itibaren geçmişe yönelik olarak ilamların infazına ilişkin 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağıdır. Örneğin, SSK Ek Ödeme Yönergesi'nin 80 saate kadar tutulan nöbetler için ek ödeme yapılmamasını öngören hükümlerinin iptali kararının 12.10.2006 tarihinde kesinleşmesi üzerine, bu tarihten geriye dönük 10 yıllık süre içinde kalan (15.09.2003-19.02.2005 dönemi gibi) ek ödeme farklarının talep edilebileceği kabul edilmiştir. Çoğunluk kararı, yargı kararının etkinliğini ve hukuk devleti ilkesini koruma yönünde bir yorum benimserken, karşı oylar idari istikrar ve dava açma sürelerinin kesinliği prensipleri üzerinden farklı argümanlar (özellikle tam yargı davası veya İYUK 11 kapsamında 60 günlük sürenin geçmesi) sunmuştur. Ancak Yüksek Kurul'un kararı, iptal kararlarının herkes için hüküm ifade ettiği ve geriye yürüyen sonuçları olduğu yönünde istikrarlı bir içtihat oluşturmuştur.