İdari işlemlere karşı dava açma süresinin başlangıcında 'yazılı bildirim' ilkesi ile 'ıttıla' (bilgi edinme) ve 'ilan' (yayımlanma) arasındaki farkları Anayasa ve İYUK hükümleri ile Danıştay içtihatları çerçevesinde değerlendiriniz. Özellikle bireysel işlemler ile düzenleyici işlemler açısından bu farklar nasıl ortaya çıkar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #256648

Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası ve 125. maddesinin üçüncü fıkrası, idari işlemlere karşı dava açma süresinin 'yazılı bildirim tarihinden' başlayacağını temel ilke olarak belirlemiştir. İYUK Madde 7/1 de genel dava açma süresini 60 gün olarak belirtirken, 7/2 fıkrası bu sürenin 'idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden' başlayacağını hükme bağlar. Bu, idari işlemin ilgili kişiye açık ve anlaşılır bir şekilde duyurulmasını ve dava açma hakkını kullanması için yeterli bilgiye sahip olmasını sağlamayı amaçlar. Ancak, İYUK Madde 7/4, 'ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağını' düzenler. Bu, düzenleyici nitelikteki işlemler (örneğin yönetmelikler, tebliğler, genelgeler) için geçerlidir ve bu tür işlemlerin Resmi Gazete'de yayımlanması veya mevzuatta belirtilen şekilde ilan edilmesi tebliğ yerine geçer. Danıştay 13. Dairesi'nin 14.03.2017 tarihli ve 2015/4684 E., 2017/641 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, bireysel nitelikteki işlemler (örneğin bir kişiye yönelik atama, lisans verme, ceza verme gibi) için sürenin başlamasında 'yazılı bildirim' esastır. Bu tür işlemlerin Resmi Gazete'de yayımlanması, ilgiliye yapılmış bir yazılı bildirim yerine geçmez. 'Ittıla' (bilgi edinme) ise, yazılı bildirim yapılmadığı hallerde istisnai olarak dava açma süresini başlatabilir. Danıştay içtihatlarına göre, bir idari işlemin niteliği ve hukuki sonuçları davacı tarafından bütünüyle ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde öğrenildiği durumlarda, bu bilgi edinme dava açma süresine başlangıç alınabilir. Ancak, bu istisnai durumun varlığı idare tarafından kanıtlanmalıdır. Örneğin, söz konusu Danıştay kararında, bir üretim lisansının Resmi Gazete'de yayımlanmasına rağmen, lisansın bireysel nitelikte bir işlem olması nedeniyle, dava açma süresinin Resmi Gazete ilanıyla değil, davacının işlemi internet sayfasındaki açıklamalardan 'öğrendiği' iddia edilen tarihten başlayacağı kabul edilmiştir. Bu, idari yargının hak arama hürriyetini güvence altına alma ve hak sahibinin aleyhine keyfi süre başlangıçlarını engelleme yaklaşımını gösterir.