5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında açılan tazminat davalarında, İYUK Madde 11'in 'dava açma süresini durdurma' ilkesinin uygulanması Danıştay kararlarıyla nasıl yorumlanmaktadır? Özellikle 'süregelen zararlar' ve 'faiz talepleri' açısından süre hesaplamasında ortaya çıkan farklılıkları açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #256647

Danıştay 15. Dairesi'nin 16.01.2018 tarihli ve 2015/5679 E., 2018/67 K. sayılı kararında, 5233 sayılı Kanun kapsamında terör olayları nedeniyle uğranılan zararların tazmini talepleri incelenmiştir. Bu kararda, Kanun'un 6. maddesindeki özel başvuru süreleri (olayın öğrenilmesinden itibaren 60 gün, her halde olaydan itibaren 1 yıl) ile İYUK Madde 11'in ilişkisi ele alınmıştır. Süregelen zararlar (örneğin köyün terör nedeniyle hala boş kalması) yönünden yapılan başvurularda, dava açma süresinin, idareye başvuru tarihinden geriye doğru bir yıllık dönemi kapsayacak şekilde kabul edildiği belirtilmiştir. Yani, başvuru tarihi itibarıyla o tarihten geriye doğru bir yıllık süre içindeki zararlar için başvurunun süresinde olduğu kabul edilmiştir. Bu, süregelen bir zararın her an için ayrı bir olay olarak kabul edilmeyip, başvuru anının bir 'kesit' olarak alınması anlamına gelir. Ancak, daha önce ödenmiş zararlara ilişkin 'yasal faiz' talepleri konusunda farklı bir yaklaşım sergilenmiştir. Karara göre, ödeme yapılan kısımlar için faiz talepleri, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren İYUK Madde 7 ve 11 kapsamında 60 günlük genel dava açma süresine tabidir. Bu süre geçtikten sonra yapılan başvurularla açılan davalar süre aşımına uğramıştır. Bu durum, süregelen zararların aksine, faiz talebinin belirli bir ödeme eylemine bağlı olarak anlık bir hukuki durum yaratmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, İYUK Madde 11, genel dava açma süresini durdursa da, faiz talepleri için belirlenen başlangıç tarihi olan ödeme tarihi üzerinden hesaplanan genel süreyi aşan başvuruları geçerli kılmamaktadır. Karar, 5233 sayılı Kanun'un ruhuna uygun olarak 'süregelen zararlar'da esneklik tanırken, 'faiz' gibi dönemsel ve somut başlangıcı olan taleplerde genel zaman aşımı kurallarını sıkı bir şekilde uygulamıştır.