Özel hukuk statüsündeki bir şirketin (örneğin bir GSM operatörü) adli yazışmalardan sorumlu çalışanının, savcılık müzekkerelerine süresinde cevap vermemesi eylemi hangi hukuki norm kapsamında değerlendirilmelidir? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/10258 E. sayılı kararındaki çoğunluk ve karşı oy görüşlerini karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #256555

Bu konuda Yargıtay 5. Dairesi'nde görüş ayrılığı bulunmaktadır. Çoğunluk Görüşü: Bu eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesindeki 'emre aykırı davranış' kabahatini oluşturduğunu kabul etmiştir. Gerekçe olarak, özel hukuk şirket çalışanının 'kamu görevlisi' sayılmaması ve bu nedenle TCK m. 257'deki görevi kötüye kullanma suçunun faili olamayacağı belirtilmiştir. Karşı Oy Görüşü: Bu eylemin TCK m. 257/2'deki 'görevi ihmal' suçunu oluşturacağını savunmuştur. Gerekçesi, CMK m. 332'nin savcılık veya mahkeme tarafından istenen bilgilere cevap vermeyenler için TCK m. 257'ye atıf yapması ve bu görevin ifası sırasında özel kişi veya kuruluş çalışanlarının da 'kamusal faaliyete katılan kişi' olarak TCK m. 6/c kapsamında 'kamu görevlisi' sayılması gerektiğidir. Karşı oya göre, CMK m. 332 esasen özel kişi ve kurumlar için getirilmiş bir düzenlemedir, çünkü kamu görevlileri için zaten CMK m. 161/5'te doğrudan soruşturma imkanı vardır. (Yargıtay 5. CD, E: 2014/10258)