Yargıtay kararlarında sıkça vurgulanan 'tanıkların yüzleştirilmesi' (HMK m. 261/1) hangi durumlarda bir zorunluluk haline gelir ve bu usule başvurulmamasının hukuki sonucu nedir? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2018/8953 sayılı kararını referans alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25634

Tanıkların yüzleştirilmesi, ifadeleri arasında esasa ilişkin konularda çelişki veya aykırılık ortaya çıktığında bir zorunluluk haline gelir. Amaç, bu çelişkiyi gidermek, hangi tanığın doğru söylediğini tespit etmek ve maddi gerçeğe ulaşmaktır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/8953 sayılı kararında da belirtildiği gibi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde, mahkemenin HMK m. 261 uyarınca tanıkları yüzleştirmek suretiyle bu aykırılığı gidermesi gerekir. Bu usule başvurulmaması, eksik inceleme ve araştırma anlamına gelir ve hükmün bozulmasına neden olur. Yüzleştirme, sadece bir takdir hakkı değil, çelişki durumunda adaletin tecellisi için başvurulması gereken önemli bir usuli işlemdir.