Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/608 sayılı kararında, alkol oranının tespiti, olay tutanağı, bilimsel görüşler ve failin aracı kullanma şekli gibi harici davranışlara ilişkin tanık gözlemleri birlikte değerlendirilerek suçun oluşup oluşmadığının takdir edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu durum, yargılama sürecinde hâkimin 'vicdani kanaatiyle serbestçe takdir' yetkisi ile nasıl ilişkilidir?
Bu durum, hâkimin CMK 217/1'deki 'vicdani kanaatiyle serbestçe takdir' yetkisini, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delillere dayanarak kullanmasını gerektirir. Hâkim, sadece promil ölçümüne değil, alkolün kişinin sürüş yeteneği üzerindeki somut etkisine dair tüm mevcut delilleri (davranışlar, kaza şekli, tanık gözlemleri, tıbbi görüşler) bir bütün olarak değerlendirmeli ve bu sayede 'emniyetli sürüş yeteneğinin kaybedilip kaybedilmediği' hususunda şüpheden uzak, kesin bir kanaate ulaşmalıdır. Bu, takdir yetkisinin keyfilikten uzak, somut ve denetlenebilir delillere dayanarak kullanılması gerektiğini gösterir. (Yargıtay CGK - Karar: 2018/608, CMK 217/1)