Ayırt etme gücüne sahip 16 yaşındaki mağdur, sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini beyan etmiştir. Ancak kanuni temsilcisi (velisi), şikayetçi olmadığını ve katılmaya rıza göstermediğini belirtmiştir. Bu durumda kimin iradesi esas alınır?
Bu durumda 16 yaşındaki mağdurun iradesi esas alınır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre (örn: 2019/184 K.), davaya katılma şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve bu hakkın kullanılmasında 'ayırt etme gücü' (sezginlik) esastır. Yargıtay, ceza muhakemesinde katılma açısından 15 yaşını doldurmuş çocukların kural olarak ayırt etme gücüne sahip olduğunu kabul etmektedir. Ayırt etme gücüne sahip olan küçük, bu hakkını bizzat kullanabilir ve kanuni temsilcisinin rızasına ihtiyaç duymaz (TMK m. 16). Dolayısıyla, 16 yaşındaki mağdur davaya katılmak istediğini beyan ettiğinde, velisinin aksi yöndeki iradesine rağmen, mahkemenin mağdurun katılma talebini kabul etmesi gerekir.