Suçun mağduru olan 10 yaşındaki bir çocuğun kanuni temsilcisi (babası), aynı zamanda suçun sanığıdır. Bu durumda çocuğun davaya katılması ve haklarının korunması nasıl sağlanır?
Bu durum, kanuni temsilcinin menfaati ile küçüğün menfaatinin çatıştığı klasik bir örnektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2022/35 E. ve 2019/184 K. sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, bu halde Medeni Kanun'un 426/2. maddesi uyarınca işlem yapılmalıdır. Mahkeme, durumu ilgili vesayet makamına (sulh hukuk mahkemesi) bildirerek, çocuğa ceza davasında kendisini temsil etmek üzere bir 'kayyım' atanmasını talep etmelidir. Kayyım atandıktan sonra, çocuğun davaya katılıp katılmayacağına, şikayet hakkını kullanıp kullanmayacağına ve diğer usuli işlemlere ilişkin iradeyi kayyım kullanır. Bu durumda, sanık olan babanın veya CMK uyarınca atanacak vekilin değil, kayyımın iradesine üstünlük tanınır. Bu usul, menfaat çatışması durumunda çocuğun üstün yararının korunmasını sağlar.