Bir sanık hakkında hırsızlık suçundan (TCK m. 141) verilen mahkumiyet hükmü, Yargıtay tarafından 'suç vasfının TCK m. 142/1-b'ye uyduğu ve ek savunma alınmadığı' gerekçesiyle bozulmuştur. Yerel mahkeme, bozmaya uyarak yaptığı yeni yargılamada, sanığa ek savunma hakkı tanıdıktan sonra, bozma öncesi verdiği cezadan daha ağır bir cezaya hükmedebilir mi? CMUK m. 326/son (aleyhe bozma yasağı) bu durumu nasıl etkiler?
Bu durum, aleyhe bozma yasağının (reformatio in pejus) karmaşık bir yönünü oluşturur. Eğer ilk hükmü sadece sanık temyiz etmişse, CMUK m. 326/son (yeni CMK'da karşılığı yok ancak Yargıtay uygulamasında devam ediyor) uyarınca, bozma sonrası verilecek ceza, bozulan hükümdeki cezadan daha ağır olamaz. Suç vasfının TCK m. 142/1-b'ye dönüşmesi, daha ağır bir ceza aralığı anlamına gelse de, sonuç ceza ilk hükümdeki cezayı geçemez. Yani, mahkeme TCK m. 142/1-b'yi uygulayacak, ancak temel cezayı ve diğer unsurları öyle bir takdir edecektir ki, nihai ceza ilk hükümdeki miktarı aşmayacaktır. Ancak, eğer ilk hükmü Cumhuriyet savcısı da sanık aleyhine (örneğin 'suç vasfı yanlış, daha ağır ceza verilmeliydi' diyerek) temyiz etmişse, o zaman aleyhe bozma yasağı işlemez ve mahkeme, bozma sonrası daha ağır bir cezaya hükmedebilir.