15 yaşından küçük bir çocuğun mağdur olduğu bir ceza davasında, çocuğun kanuni temsilcisi (örn. annesi) sanıktan şikayetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini beyan ederken, CMK m. 234/2 uyarınca atanan vekil davaya katılmak ve verilen beraat kararını temyiz etmek isterse, hangi iradeye üstünlük tanınır? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki güncel yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #255256

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, eski kararlarının aksine, güncel ve istikrarlı içtihatlarında (örn: 2022/35 E., 2022/274 K. ve 2019/184 K.) bu durumda 'kanuni temsilcinin iradesine' üstünlük tanınması gerektiğini kabul etmektedir. Gerekçe olarak; katılma hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olması, ayırt etme gücü olmayan küçük adına bu hakkı kullanma yetkisinin Medeni Kanun uyarınca kanuni temsilciye ait olması ve CMK uyarınca atanan vekilin görevinin kanuni temsilcinin yetkilerini ortadan kaldırmaması gösterilmektedir. Vekilin kanun yoluna başvurabilmesi, öncelikle mağdurun 'katılan' sıfatını almasına bağlıdır. Kanuni temsilci davaya katılmayı reddettiğinde, mağdur bu sıfatı kazanamaz ve dolayısıyla vekilin de tek başına katılma talep etme veya hükmü temyiz etme yetkisi doğmaz. Ancak, kanuni temsilci ile sanık arasında bir menfaat çatışması varsa (örn: sanık aynı zamanda kanuni temsilciyse), TMK m. 426/2 uyarınca çocuğa bir kayyım atanması ve katılma iradesinin kayyım tarafından kullanılması gerekir.