Bir ceza davasında, katılanın tanık olarak dinlenmesi (CMK m. 236/1) ile olağan bir tanığın dinlenmesi arasında usul hukuku açısından hangi temel fark vardır? Katılanın beyanının delil değeri, tarafsız bir tanığın beyanı ile aynı mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25234

Katılanın tanık olarak dinlenmesi ile olağan bir tanığın dinlenmesi arasındaki en temel usuli fark, 'yemin'dir. CMK m. 236/1, 'Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır' demektedir. Yani, katılan (mağdur) tanık olarak dinlenirken kendisine yemin verdirilmez. Olağan tanıklar ise kural olarak yeminli dinlenir (CMK m. 54). Bu farkın temel nedeni, katılanın beyanının delil değerine ilişkin yaklaşımdır. Katılan, davanın bir tarafıdır ve yargılamanın sonucundan doğrudan etkilenir. Bu nedenle, beyanının tamamen tarafsız olması beklenemez. Yemin ettirilmemesi, onun beyanının, olayın tarafı olması nedeniyle, tarafsız bir tanığın beyanına göre daha ihtiyatla ve şüpheyle değerlendirilmesi gerektiğine işaret eder. Mahkeme, katılanın beyanını değerlendirirken onun davadaki menfaatini, sanıkla olan ilişkisini göz önünde bulundurmak zorundadır. Tarafsız bir tanığın beyanı, diğer koşullar eşitse, genellikle daha yüksek bir delil değerine sahip kabul edilir. (YCGK 2016/698 E., 2020/86 K. metninde mağdurun tanıklığına atıf yapılmıştır.)