Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 2022/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda, icra mahkemesinde görülen 'itirazın kesin kaldırılması' istemi ile genel mahkemelerde görülen 'itirazın iptali davası' arasındaki tebligat farkının hukuki temelini ve gerekçesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #252082

İçtihadı Birleştirme Kararı, icra mahkemesinde görülen itirazın kesin kaldırılması isteminde tebligatın borçlunun takip dosyasında müvekkili adına itiraz eden vekiline yapılması ile itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asıla tebliği edilmesi gerektiği arasındaki farkı kabul etmiştir. Temel gerekçe, bu iki hukuki yolun nitelik farkından kaynaklanır. İcra mahkemesi, 2004 sayılı İİK 4. maddesi gereğince icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikayetlerle, itirazları incelemeye görevli olup, 'takip hukukuna ilişkin kararlar' verir. Bu süreçte vekaletnamenin icra dosyasına ibrazı ile, bir bütün olan icra takibinin sonuna kadar takip hukuku ile ilgili tüm işlemlerin vekile tebliğ edilmesi kabul edilir. Ancak 'itirazın iptali davası' takip hukukuna ilişkin bir şikayet veya itiraz olmayıp, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre genel mahkemelerde açılan 'normal bir hukuk davasıdır' ve maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Bu yeni dava sürecinde vekilin müvekkilini temsil edip etmeyeceği otomatik olarak kabul edilmediğinden, dava dilekçesinin hukuki dinlenilme hakkı gereği doğrudan borçlu asıla tebliğ edilmesi esastır.