İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen 'itirazın iptali davası' ile 'itirazın kesin kaldırılması' ve 'itirazın geçici kaldırılması' yolları arasındaki temel hukuki ve usuli farkları karşılaştırınız.
Bu üç hukuki yol, borçlunun itirazıyla duran icra takibine devam edebilmek için alacaklıya tanınan imkanlardır: 1. **İtirazın İptali Davası (İİK m. 67):** Genel mahkemelerde HMK hükümlerine göre görülen normal bir davadır. Belgeye bağlı olsun veya olmasın, likit olmayan alacaklarda da açılabilir. Borçlu, ödeme emrine itiraz sebepleriyle bağlı değildir, cevap süresinde her türlü savunmayı ileri sürebilir. Sonucunda verilen karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Davacı, dava dilekçesini davalıya (asıla) tebliğ ettirmek zorundadır. Harca tabi olup nispi vekalet ücretine hükmedilir. 2. **İtirazın Kesin Kaldırılması (İİK m. 68):** İcra mahkemesinde talep edilir, bir dava değildir. Yalnızca İİK 68'de sayılan belirli güçlü belgelere (imzası ikrar edilmiş senet, noterlikçe tasdikli borç ikrarı, resmi daire makbuzu/belgesi) dayalı alacaklar için mümkündür. Borçlu, icra mahkemesindeki duruşmada itiraz sebeplerini değiştiremez veya genişletemez. Sonucunda verilen karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez, sadece takip hukuku açısından kesin hüküm oluşturur. Tebligat borçlu vekiline yapılır. Maktu harç ve vekalet ücreti uygulanır. 3. **İtirazın Geçici Kaldırılması (İİK m. 68/a, 69):** Alacağın adi senede dayandığı ve imzanın inkar edildiği durumlarda icra mahkemesinde talep edilir. İcra mahkemesi imza incelemesi yapar (HMK bilirkişi hükümleri uygulanır). Karar üzerine sadece geçici haciz konulabilir, takip durur. Borçlu 7 gün içinde 'borçtan kurtulma davası' açabilir ki bu hukuki niteliği itibarıyla bir menfi tespit davasıdır. Borçlu, imzayı itirazında açıkça belirtmek zorundadır. Diğer usuli ve hukuki sonuçlar itirazın kesin kaldırılmasına benzer. Her üç yol da, alacaklıya duran takibi devam ettirme veya alacağını tahsil etme imkanı sunar, ancak farklı koşullar, ispat yükleri ve hukuki sonuçlar taşırlar.