Hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delillerin ceza yargılamasındaki konumu ve bu tür delillerin mahkumiyete esas alınıp alınamayacağı hususunu, Yargıtay'ın farklı dairelerinin ve Ceza Genel Kurulu'nun son dönemdeki içtihatları üzerinden tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #252062

Anayasa'nın 38/6 ve CMK'nın 206/2-a, 217/2, 230/1-b maddeleri uyarınca hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Yargıtay, bu konudaki içtihadını zamanla geliştirmiştir. Örneğin, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/2683 sayılı kararı, arama kararı veya yazılı emir olmaksızın araçtan ele geçen kaçak eşyanın yasak delil niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2015/34712 sayılı kararı da kargodan alınan kolinin usulüne uygun arama kararı olmaksızın açılmasıyla elde edilen delilleri yasak delil saymıştır. Ceza Genel Kurulu'nun 2013/610 E., 2014/512 K. ve 2014/166 E., 514 K. sayılı kararları, adli arama kararı alınmasını gerektiren olayda arama kararı alınmadan arama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ve bu delillerin hükme esas alınamayacağını açıkça belirtmiştir. Hatta, bu tür hukuka aykırı aramalar sonucu elde edilen delillere dayalı ikrar bulunsa dahi, bunun hukuka aykırı sayılacağı ve hükme esas alınamayacağı vurgulanmıştır (Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Karar: 2017/4398'deki bozma gerekçeleri). Bu, hukuka aykırı delil elde etmenin, maddi gerçeği ortaya çıkarma amacının önünde bir engel teşkil ettiğini göstermektedir.