Bir ceza davasında, sanığın sorgulanmasına imkan tanınmayan bir tanığın beyanı, mahkumiyet için 'tek veya belirleyici delil' olmasa da, diğer delillerle birlikte kararda kullanılmıştır. Bu durumda 'tanık sorgulama hakkı' ihlal edilmiş sayılır mı? İHAM ve AYM'nin bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.
Bu durumda 'tanık sorgulama hakkı'nın ihlal edilip edilmediği, somut olayın bütünlüğü içinde ve üç aşamalı testin tüm unsurları dikkate alınarak değerlendirilir. Tanık beyanının 'tek veya belirleyici' olmaması, ihlal olmadığı anlamına gelmez, ancak ihlal iddiasının değerlendirilmesinde önemli bir faktördür. İHAM ve AYM'nin yaklaşımı şöyledir: 1. **Testin Uygulanması:** Mahkeme, yine de üç aşamalı testi uygulamalıdır. Öncelikle tanığın yokluğu için 'geçerli bir neden' olup olmadığına bakılır. Geçerli bir neden yoksa, bu durum adil yargılanma hakkı açısından bir zafiyet oluşturur. 2. **Delilin Ağırlığının Değerlendirilmesi:** Beyanın tek veya belirleyici olmadığı durumlarda, mahkumiyetin başka hangi 'bağımsız ve güçlü' delillere dayandığı incelenir. Eğer diğer deliller (örneğin, sanığın kısmi ikrarı, kamera kayıtları, adli tıp raporları, başka tanıkların ifadeleri) o kadar güçlü ve mahkumiyet için yeterli ise, sorgulanamayan tanık beyanının karara etkisi azalır. Bu durumda, tanık sorgulama hakkına yapılan müdahalenin, yargılamanın bütününün adilliğini zedelemeyecek düzeyde kaldığı sonucuna varılabilir. 3. **Dengeleyici Güvenceler:** Beyan belirleyici olmasa bile, mahkemenin yine de savunmaya, bu beyanın güvenilirliğine ve tutarlılığına itiraz etme, kendi delillerini sunma gibi imkanları tam olarak tanıması gerekir. **Sonuç:** Eğer mahkumiyet, sorgulanamayan tanık beyanı olmaksızın da ayakta durabilecek kadar sağlam ve çeşitli başka delillere dayanıyorsa, genellikle bir hak ihlali kararı verilmez. Ancak, diğer deliller zayıfsa ve sorgulanamayan tanık beyanı, bu zayıf delilleri güçlendiren ve sonuca etki eden 'önemli' bir rol oynamışsa, beyan belirleyici olmasa bile bir hak ihlali söz konusu olabilir. Kısacası, her şey delillerin bütün olarak değerlendirilmesine ve sorgulanamayan beyanın karardaki 'ağırlığına' bağlıdır (Ali İlhan Bayar kararı, B. No: 2013/725).