Bir sanık, 17 yaşındaki mağdureyle girdiği cinsel ilişkiyi, mağdurenin rızasıyla cep telefonuna kaydetmiş, ancak daha sonra bu görüntüleri telefonunda saklamaya devam etmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2023/591 K. sayılı kararına göre bu eylemin hukuki nitelendirmesi nasıl yapılmalıdır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu ve benzer kararlarındaki yaklaşımına göre, sanığın eylemi TCK m. 44 (farklı neviden fikri içtima) kapsamında değerlendirilmeli ve sanık, cezası daha ağır olan TCK m. 226/3-1. cümledeki 'müstehcen görüntülerin üretiminde çocukları kullanma' suçundan sorumlu tutulmalıdır. **Hukuki Analiz:** 1. **Fiilin Niteliği:** Sanığın eylemi, tek bir fiil (görüntü kaydetme) ile birden fazla suç normunu ihlal etmektedir. a) **Müstehcenlik Suçu:** 18 yaşından küçük bir çocuğun cinsel ilişki görüntüsünü kaydetmek, bu içeriği taşıyan bir 'ürünü' yaratmak anlamına gelir ve TCK m. 226/3-1. cümledeki 'üretme' suçunu oluşturur. Mağdurun 15 yaşından büyük olması ve rızasının bulunması, cinsel istismar suçunu (TCK m. 103) ortadan kaldırsa da, müstehcenlik suçu açısından rızanın hiçbir hukuki geçerliliği yoktur. b) **Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu:** Rızayla çekilmiş olsa bile, bu görüntülerin sonradan rızaya aykırı olarak saklanmaya devam edilmesi, TCK m. 134'teki özel hayatın gizliliği suçunu oluşturabilir. 2. **İçtima Kuralı:** Ortada tek bir fiil ve birden fazla suç olduğu için TCK m. 44 uygulanır. Bu kural, faile sadece en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilmesini emreder. 3. **Sonuç:** TCK m. 226/3-1. cümlenin cezası (5-10 yıl hapis), TCK m. 134'ün cezasından (1-3 yıl hapis) açıkça daha ağırdır. Bu nedenle, YCGK'nın kararında da belirtildiği gibi, sanığın eylemi bir bütün olarak daha ağır olan müstehcenlik suçu kapsamında değerlendirilmeli ve bu suçtan mahkumiyet hükmü kurulmalıdır. Bu, kanun koyucunun çocukların cinsel obje olarak kullanılmasını, özel hayatın gizliliğinin ihlalinden daha ağır bir haksızlık olarak gördüğünün bir yansımasıdır.