Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmü, Yargıtay tarafından sadece lehe nedenlerle (örneğin, etkin pişmanlık uygulanmaması) bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yeniden yargılamada, ilk hükümde yer almayan ancak dosyada mevcut olan bir tekerrür hükmünün (TCK m. 58) uygulanması mümkün müdür? Bu durum 'aleyhe bozma yasağı' ilkesini ihlal eder mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24998

Hayır, bu durumda tekerrür hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Bu, 'aleyhe bozma yasağı' (reformatio in peius yasağı - CMK m. 307/5) ilkesinin doğrudan bir ihlali olur. **Hukuki Gerekçe:** 1. **Yasağın Kapsamı:** Aleyhe bozma yasağı, sadece cezanın miktarını (örn: 5 yıl hapis, 6 yıl yapılamaz) değil, aynı zamanda cezanın infaz rejimini sanık aleyhine ağırlaştıran her türlü uygulamayı kapsar. 2. **Tekerrür Hükümlerinin Etkisi:** TCK m. 58'de düzenlenen tekerrür hükümleri, cezanın 'mükerrirlere özgü infaz rejimine göre' çektirilmesini ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını öngörür. Bu durum, sanığın koşullu salıverilme süresini uzatır ve infaz rejimini aleyhine ağırlaştırır. Dolayısıyla, tekerrür hükümlerinin uygulanması, sonuç ceza miktarı değişmese bile, sanık aleyhine bir sonuç doğurur. 3. **Uygulama:** Hüküm sadece sanık lehine temyiz edildiğinde, Yargıtay'ın bozma kararı üzerine yeniden hüküm kuran mahkeme, ilk hükümde bulunmayan tekerrür hükümlerini uygulayamaz. Eğer ilk mahkeme tekerrürü uygulamayı unutmuşsa ve karara karşı savcılık tarafından aleyhe bir temyiz başvurusu da yapılmamışsa, bu eksiklik sanık lehine 'kazanılmış hak' oluşturur. Mahkeme, bozma sonrası bu hakkı sanığın elinden alamaz. Bu ilkeye aykırı hareket edilmesi, Yargıtay tarafından istikrarlı bir şekilde ikinci bir bozma nedeni olarak kabul edilmektedir.