Bir sanığın, yaşı küçük mağdurun müstehcen görüntülerini, onun bilgisi dışında cep telefonu ile kaydedip saklaması eyleminde, TCK m. 134 (özel hayatın gizliliği) ve TCK m. 226/3 (müstehcenlik) suçlarından hangisi öncelikli olarak uygulanır? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/15237 E. sayılı kararında bu içtima sorunu nasıl çözülmüştür?
Bu durumda, TCK m. 44 (farklı neviden fikri içtima) kuralı gereğince, cezası daha ağır olan TCK m. 226/3-1'deki müstehcenlik suçu öncelikli olarak uygulanır. Yargıtay'ın anılan kararında bu içtima sorunu şu şekilde çözülmüştür: 1. **Tek Fiil, Birden Fazla Suç:** Sanığın, mağdurun müstehcen görüntülerini kaydetmesi eylemi, hukuki anlamda 'tek bir fiildir'. Ancak bu tek fiil, birden fazla suç normunu ihlal etmektedir: a) Mağdurun özel yaşam alanına girerek gizli görüntülerini kaydettiği için TCK m. 134'teki 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçunu oluşturur. b) Mağdurun bir 'çocuk' olması ve görüntülerin 'müstehcen' nitelikte olması nedeniyle, bu görüntüleri içeren bir ürünü 'ürettiği' için TCK m. 226/3-1'deki 'müstehcenlik' suçunu oluşturur. 2. **Fikri İçtima Uygulaması:** Tek bir fiille birden fazla farklı suçun oluştuğu bu durumda, TCK m. 44 uygulanır. Bu kurala göre, fail bu suçlardan sadece en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. 3. **Cezaların Karşılaştırılması ve Sonuç:** TCK m. 226/3-1'in cezası (5-10 yıl hapis), TCK m. 134'ün cezasından (1-3 yıl hapis) açıkça daha ağırdır. Bu nedenle Yargıtay, sanık hakkında sadece daha ağır cezayı gerektiren TCK m. 226/3-1'deki müstehcenlik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, TCK m. 134'ten ise ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin, olayı sadece özel hayatın gizliliği olarak nitelendirmesi 'suç vasfında yanılgı' olarak kabul edilmiştir.