Örgüte silah sağlama suçunda (TCK m. 315), sanığın örgüt üyesi olduğunun anlaşılması durumunda mahkemenin nasıl bir karar vermesi gerekir? Bu durum Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/1653 K. sayılı kararında nasıl ele alınmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24982

Eğer sanığın örgüt üyesi olduğu anlaşılırsa, mahkemenin TCK m. 315'teki silah sağlama suçundan değil, TCK m. 314/2'deki 'silahlı örgüte üye olma' suçundan ve ayrıca eylemin niteliğine göre 6136 sayılı Kanuna muhalefet gibi diğer suçlardan hüküm kurması gerekir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında bu durum 'suç vasfında yanılgı' olarak nitelendirilmiş ve bozma nedeni sayılmıştır. **Hukuki Gerekçe:** 1. **Failin Niteliği:** TCK m. 315, tanımı gereği 'örgüte üye olmayan' kişiler tarafından işlenebilen, dışarıdan örgüte yapılan özel bir yardım fiilidir. Örgüt üyesi, zaten örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu için bu suçun faili olamaz. 2. **Eylemin Niteliği:** Örgüt üyesinin, örgüt adına silah taşıması, nakletmesi veya depolaması, onun 'üyelik' suçunun icra hareketlerinden biridir. Bu eylemler, üyelik suçunun içinde erir ve onun bir parçası olarak kabul edilir. Bu nedenle, fail hem üyelikten hem de TCK m. 315'ten ayrı ayrı cezalandırılamaz. **Yargıtay Kararındaki Değerlendirme:** Yargıtay'ın anılan kararında, sanığın örgütün dağ kadrosuyla irtibatlı olması, birçok kez silah ve mühimmat taşıması, örgüt mensupları hakkında detaylı bilgi sahibi olması gibi 'süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik' gösteren eylemlerinin, onun örgütün hiyerarşik yapısına dahil bir 'üye' olduğunu gösterdiği belirtilmiştir. Bu tespitten sonra mahkemenin, eylemi TCK m. 314/2 (üyelik) ve 6136 s.K. (silah) olarak nitelendirmesi gerekirken, 'suç vasfında yanılgıya düşerek' TCK m. 315'ten hüküm kurması hukuka aykırı bulunmuştur.