Bir davada, sadece lehe kanun yolu başvurusunda bulunan sanık lehine verilen karar, kanun yoluna başvurmayan ve hakkında aleyhe kanun yolu başvurusu bulunan bir başka sanığa sirayet eder mi?
Hayır, bu durumda lehe karar diğer sanığa sirayet etmez. Sirayet ilkesinin (CMK m. 280/3 ve m. 306) temel mantığı, kanun yoluna başvuran sanığın elde ettiği 'lehe' sonuçtan, aynı hukuki durumdaki diğer sanıkların da yararlanmasıdır. Bir sanık hakkında hem lehe (kendi başvurusu) hem de aleyhe (savcılık veya katılan başvurusu) kanun yolu talebi varsa, o sanığın hukuki durumu artık tamamen yeniden değerlendirmeye açıktır. Kanun yolu mercii, bu sanık hakkında daha ağır bir ceza da verebilir (aleyhe bozma yasağı işlemez). Buna karşılık, kanun yoluna hiç başvurmayan veya sadece lehine başvuru olan bir sanığın hukuki durumu, aleyhe ağırlaştırılamaz. Bu sanık, ancak bir başka sanık lehine verilen ve kendisine de uygulanma olanağı bulunan bir karardan yararlanabilir. 'sen.av.tr'deki makalede de belirtildiği gibi, 'Başvuru hem lehe ve hem de aleyhe yapılmışsa, istinaf kanun yoluna başvurmayanın veya aleyhine istinaf kanun yoluna gidilmeyen sanığın hukuki durumu yalnızca lehe karardan etkilenir.' Örneğin, A sanığı lehine, B sanığı hakkında ise hem lehe hem aleyhe istinaf başvurusu olsun. BAM, A sanığı lehine olan ve B sanığına da uygulanabilecek bir bozma kararı verirse, B bu karardan yararlanabilir. Ancak BAM, B sanığı aleyhine bir karar verirse (örneğin, eksik uygulanan bir artırım maddesi nedeniyle), bu aleyhe karar, sadece lehine başvuru olan A sanığına sirayet etmez.