Bir sanığın, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında geçen sürede ruhi sükunete ulaştığı ancak öldürme eylemini bir plan veya kurgu dahilinde işlemediği, ani bir fırsattan yararlanarak gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Bu durumda tasarlayarak öldürme suçu oluşur mu?
Bu durumda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun benimsediği birleşik teoriye göre tasarlayarak öldürme suçu oluşmaz. YCGK'nın yerleşik içtihadına göre tasarlamanın varlığı için üç unsurun bir arada bulunması gerekir: 1) Sebatla ve koşulsuz karar verme, 2) Karar ile eylem arasında ruhi sükunete ulaşmaya yetecek makul bir sürenin geçmesi, 3) Eylemin belirlenmiş bir kurgu dahilinde icra edilmesi. Sorudaki olayda, ilk iki unsur (karar verme ve ruhi sükunete ulaşma) gerçekleşmiş olsa bile, üçüncü ve en önemli objektif unsur olan 'belirlenmiş bir kurgu dahilinde icra etme' unsuru eksiktir. Sanık, eylemi önceden hazırladığı bir plana göre değil, ani gelişen bir fırsattan yararlanarak işlemiştir. Örneğin, sanık bir hafta önce hasmını öldürmeye karar vermiş ve bu süre içinde soğukkanlılığını korumuş olabilir. Ancak, bir hafta sonra hasmıyla tesadüfen bir sokakta karşılaştığında, üzerinde taşıdığı bıçakla onu aniden öldürmesi, bir planın veya kurgunun sonucu değildir. Bu durumda, her ne kadar öldürme kastı 'düşünce kastı' niteliğinde olsa da, eylemin icrası 'ani' olduğu için tasarlamanın nitelikli hali uygulanmaz. Fail, TCK m. 81 uyarınca basit kasten öldürmeden sorumlu tutulur. Tasarlama, sadece zihinsel bir süreç değil, aynı zamanda bu zihinsel sürecin somut bir eylem planına dökülmesini ve bu plana uygun hareket edilmesini gerektirir (YCGK, 2012/560 E. sayılı kararı).