Ceza Muhakemesi Hukukunda 'makul şüphe' kavramının arama kararı verilmesindeki önemi nedir ve bu kavramın genel ve soyut ifadelerle kullanılmasının hukuki sonucu nedir?
Ceza Muhakemesi Hukukunda 'makul şüphe', adli arama kararı verilebilmesi için gereken temel şarttır (CMK m. 116). Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/14208 E., 2014/10669 K. sayılı karşı oy yazısında belirtildiği üzere, arama talep yazısında arama için makul sebeplerin oluştuğunun gerekçeleri ile birlikte gösterilmesi gerekir (PVSK m. 9/2). Eğer arama kararı, kanundaki ibarelerin tekrarı niteliğinde, genel ve soyut kavramlardan ibaretse, bu tür genel ve soyut ifadelere dayalı bir arama izni hukuka aykırı olur. Bu durum, Anayasa'nın hukuk devleti ilkesi, temel hak ve özgürlüklerin dokunulmazlığı ve ölçülülük ilkesine aykırıdır. Böyle bir arama sonucu ulaşılan deliller 'yasal nitelikte' olmadığı için hükme esas alınamaz (Anayasa m. 38/6, CMK m. 206/2-a, 217/2, 230/1). Genel arama boyutuna ulaşan izinler, hukuk devleti özelliğiyle bağdaşmaz.