Bir sanık hakkında TCK m. 220/2'den (örgüt üyeliği) mahkumiyet kararı verilirken, TCK m. 58/9'daki 'örgüt mensubu suçlular hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur' fıkrası uygulanmıştır. Ancak sanığın eyleminin TCK m. 315'teki örgüte silah sağlama suçunu oluşturduğu, yani sanığın örgüt üyesi olmadığı kabul edilmiştir. Bu durumda TCK m. 58/9'un uygulanması hukuka uygun mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #24974

Hayır, bu durumda TCK m. 58/9'un uygulanması hukuka uygun değildir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/481 E. sayılı kararında da bu husus bir bozma nedeni olarak belirtilmiştir. **Hukuki Gerekçe:** TCK m. 58/9, 'Mükerrirler hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Ancak, tekerrür halinde cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine, süresinin en az bir yıl olması kaydıyla, hükmolunur. Bu fıkra hükmü, örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanır.' demektedir. Bu fıkranın son cümlesi, bu özel infaz rejiminin ve denetimli serbestlik tedbirinin sadece 'örgüt mensubu suçlu' hakkında uygulanabileceğini açıkça belirtmektedir. 'Örgüt mensubu' tabiri, TCK m. 220/1 (kurucu/yönetici) ve m. 220/2 (üye) kapsamındaki kişileri ifade eder. TCK m. 315'teki örgüte silah sağlama suçu ise, tanımı gereği 'örgüte üye olmayan' kişiler tarafından işlenebilen, dışarıdan yapılan özel bir yardım fiilidir. Dolayısıyla, bu suçun faili hukuken 'örgüt mensubu' değildir. Sonuç olarak, sanığın eylemi TCK m. 315 olarak nitelendirilmişse, yani sanığın örgüt üyesi olmadığı kabul edilmişse, ona örgüt mensupları için öngörülen özel bir infaz rejimi olan TCK m. 58/9'un uygulanması, suç vasfıyla çelişen bir uygulama olur ve hukuka aykırıdır. Bu hüküm, sadece örgüt kurucuları, yöneticileri ve üyeleri için geçerlidir.