Anayasa Mahkemesi'nin Ayşe Tezel ve Diğerleri (2018/14186) başvurusunda, galle fazlası talebinin şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olup olmadığı ve mirasçılar tarafından davaya devam edilip edilemeyeceği tartışması, 'olağan başvuru yollarının tüketilmesi' şartı açısından nasıl bir sonuca bağlanmıştır?
Anayasa Mahkemesi, bu tartışmaya rağmen, başvurucuların 'olağan başvuru yollarını tükettiği' sonucuna varmıştır. Bunun temel nedeni, derece mahkemesinin davayı usulden değil, esastan karara bağlamış olmasıdır. **Değerlendirme Süreci:** 1. **Mahkemenin Tutumu:** Başvurucuların murisi dava devam ederken vefat etmiş, mirasçılar (başvurucular) davayı takip etmek istediklerini bir dilekçeyle mahkemeye bildirmiştir. İlk derece mahkemesi, bu talebi kabul ederek yargılamaya mirasçılarla devam etmiş ve nihai hükmü onlar aleyhine kurmuştur. 2. **Kararın Gerekçesi:** Mahkeme, kararının gerekçesinde, mirasçıların annelerinin davasına devam edemeyecekleri, ancak kendilerinin ayrı bir dava açabilecekleri yönünde bir ifadeye yer vermiş olsa da, davayı bu usuli nedenle (takip ehliyeti yokluğu veya dava şartı yokluğu nedeniyle) reddetmemiştir. Mahkeme, uyuşmazlığın 'esasına' girmiş ve 'vakfiyede erkek evlatlar mevcut olduğu için kız evlatların galle fazlasından yararlanamayacağı' gerekçesiyle davayı reddetmiştir. 3. **AYM'nin Sonucu:** Anayasa Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin davayı usulden reddetmeyip esastan karara bağlamasını ve başvurucuları davanın tarafı olarak kabul etmesini dikkate almıştır. Başvurucular, aleyhlerine esastan kurulan bu hükmü temyiz etmiş ve karar düzeltme yoluna gitmişlerdir. Bu süreç, onların o dava için öngörülen tüm yargısal başvuru yollarını tamamladıkları anlamına gelir. Dolayısıyla, galle fazlası hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı olup olmadığı yönündeki teorik tartışma, somut olayda mahkemenin davayı esastan görmesi ve başvurucuların tüm kanun yollarını tüketmesi karşısında, bir başvuru yolu eksikliği olarak değerlendirilmemiştir (www.zulkufarslan.av.tr/mazbut-vakfin-galle-fazlasi/).