CMK madde 217'deki 'vicdanî kanaat' ilkesinin, hâkimin delilleri takdir yetkisini keyfi bir hale getirip getirmediği konusunda Yargıtay'ın yaklaşımı nedir?
Yargıtay içtihatlarında, hâkimin 'vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir' yetkisinin keyfi bir yetki olmadığı açıkça vurgulanır. Örneğin, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/69 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, hükme dayanak alınan delillerin 'gerçekçi, akılcı, olayı temsil edici, kanıtlayıcı ve hukuka uygun' bulunmaları gerekir. Bu, vicdani kanaatin oluşumunda delillerin somut, tutarlı ve hukuka uygun olması gerektiğini gösterir. Kanuni, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime imkan sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır (CMK m. 230). Yani, vicdani kanaat, hukuk kurallarına, akla, mantığa ve dosyadaki somut delillere dayanmalıdır.