İptal edilen bir idari işlemin yargı kararının uygulanması amacıyla idare tarafından tesis edilen yeni bir işlemin 'usulde paralellik ilkesine' aykırılığı nasıl değerlendirilir? Danıştay'ın bu konudaki yaklaşımını örnekleyerek açıklayınız.
İdare hukukunda 'usulde paralellik ilkesi', bir idari işlemin uygulamadan kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi için işlemin kurulurken uygulanan usul kurallarının izlenmesini gerektirir. Ancak Danıştay 5. Dairesi'nin 2011/433 E., 2011/3618 K. sayılı kararına göre, yargı kararının idare tarafından 'gecikmeksizin' uygulanması gerekliliği (İYUK m. 28) bu ilkenin önüne geçebilir. Eğer bir yargı kararı, iptali istenen idari işlemin kurulmadan önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağlıyorsa, yargı kararının uygulanması amacıyla usulde paralellik ilkesi gözetilmeden kurulan işlemlerin bu yönüyle hukuka aykırılığından söz edilemez. Örneğin, bir genel müdür yardımcısının görevden alınma işleminin yargı kararıyla iptal edilmesi sonucunda, o kişinin görevine iadesi gerekir. Bu iade işlemi, görevden alma işlemi müşterek kararname ile yapılmış olsa bile, yargı kararının uygulanması amacıyla daha basit bir usulle (Bakan onayı gibi) tesis edilebilir. Bu durum, yargı kararının gereğinin acilen yerine getirilmesinin, usulde paralellik ilkesine uyum sağlamaktan daha öncelikli olduğunu gösterir.