Danıştay 6. Dairesi'nin 2011/469 sayılı kararının karşı oy gerekçesinde, yargı kararıyla iptal edilen bir imar planına dayalı ruhsatın ve buna göre yapılan inşaatın 'koşulsuz bir kazanılmış hak' tanımayacağı, zira hukuka aykırı bir işleme dayalı kazanılmış hak olamayacağı savunulmuştur. Bu görüş, idare hukukundaki 'idari işlemlerin geriye yürümezliği' ilkesi ile yargısal iptal kararlarının 'geriye yürümesi' (ex tunc etki) ilkesi arasında nasıl bir ayrım yapmaktadır?
Bu karşı oy gerekçesi, idare hukukunun iki temel ilkesi arasındaki önemli bir ayrımı ve hiyerarşiyi ortaya koymaktadır: 1. **İdari İşlemlerin Geriye Yürümezliği (Kural):** Bu ilke, idarenin kendi iradesiyle yaptığı işlemleri kapsar. İdare, hukuka uygun olarak tesis ettiği bir düzenleyici işlemi (örneğin bir imar planını) sonradan kendi iradesiyle değiştirdiğinde veya kaldırdığında, bu yeni işlem kural olarak 'ileriye etkili' (ex nunc) olur. Eski düzenleme yürürlükteyken, ona dayanılarak kişiler lehine tesis edilmiş birel işlemlerden doğan kazanılmış haklar korunur. Bu ilkenin amacı 'hukuki güvenlik' ve 'idari istikrar'ı sağlamaktır. 2. **Yargısal İptal Kararlarının Geriye Yürümesi (İstisna ve Üstün Kural):** Bir idari işlemin (imar planı gibi) mahkeme tarafından 'iptal' edilmesi, idarenin kendi işlemini kaldırmasından tamamen farklı bir hukuki sonuç doğurur. İptal kararı, o idari işlemin 'hukuka aykırı' olduğunu tespit eder ve onu tesis edildiği andan itibaren (ex tunc) hukuken hiç var olmamış hale getirir. Yani, iptal kararı 'geriye yürür'. **Karşı Oydaki Ayrım:** Karşı oy, bu iki durumu net bir şekilde ayırmaktadır. Ona göre: - Eğer idare, hukuka uygun bir planı kendisi değiştirseydi, eski plana dayalı ruhsatlar 'kazanılmış hak' teşkil ederdi. Bu, 'idari işlemlerin geriye yürümezliği' ilkesinin alanıdır. - Ancak olayda, planın kendisi 'yargı kararıyla' iptal edilmiştir. Bu, planın en başından beri 'hukuka aykırı' olduğu anlamına gelir. İptal kararının 'geriye yürüyen etkisi' nedeniyle, ruhsatın hukuki dayanağı da en başından itibaren ortadan kalkmıştır. - 'Hukuka aykırı' bir işleme (iptal edilmiş plana) dayalı olarak bir 'kazanılmış hak' doğması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Ruhsatın kendisi de artık sakatlanmıştır. Sonuç olarak karşı oy, yargısal iptalin 'geriye yürüyen etkisinin', idarenin kendi işlemlerinin 'ileriye etkili olması' kuralından daha üstün ve öncelikli olduğunu savunmaktadır. Bu nedenle, iptal edilen bir plana dayalı olarak verilen ve dava konusu edilen bir ruhsatın, inşaat seviyesine bakılmaksızın, hukuki dayanaktan yoksun kaldığı için iptal edilmesi gerektiğini ve bu durumda 'kazanılmış haktan' söz edilemeyeceğini ileri sürmektedir.